necdetozkaya

Selçuklu-Osmanlı Tarihi Müslüman Tü...

Necdet Özkaya 18 Ağustos 2009     Prof.Dr. Nurullah Aydın’la yapılan bir mülakatı yayınlanmış. Nurullah Aydın’ı yakından tanımıyorum. ...

arif_nihat_asya-1

Vefatının 42. Yıldönümünde Mehmet A...

(Mehmet Hayati Özkaya'nın Çukurova Oğuz Boyları Derneğinde yaptığı sohbet toplantısından:)   “Som altın direğe çekti bayrağı   İnmemek üzere...

Hambeles meyvesi

Azerbaycan’da Hambeles yemek

Dr. Halil Atılgan Hambeles: Literatürdeki mersin meyvesinin Adana, Hatay ve Tarsus'taki adıdır. Yabanisine "murt"denir. Genelde rengi siyahtır. Beyaz...

necdetozkaya

“Söz Ola Kese Savaşı, Söz Ola...

Necdet Özkaya Kelimelerle onlarla yapılan cümlelerle konuşuruz. Kelimeler olmasaydı meramımızı anlatmak için ne kadar zorlanırdık. Konuşma engelliler...

Editörün Seçtikleri

RTRT Türkü Halil Atılgan

Dr. Halil Atılgan TRT Türkü’de ” Türkü Deryasında Bir Damla” Programına Başladı

Çukurova Lobisi Dergimizin Yayın Koordinatörü Dr. Halil Atılgan TRT Türkü " Türkü Deryasında Bir Damla" Programı; Her Cuma günü: Saat 10.00...

Selçuklu-Osmanlı Tarihi Müslüman Türk Tarihidir

necdet ozkaya anilarNecdet Özkaya

18 Ağustos 2009

 

 

Prof.Dr. Nurullah Aydın’la yapılan bir mülakatı yayınlanmış. Nurullah Aydın’ı yakından tanımıyorum. Kendisini bir iki seminerde dinlemiştim. Karşılıklı hiç konuşmamız olmadı.

Ama sosyal ve siyasi alanlarda ciddi kitapları olduğunu da biliyorum.

 N. Aydın,                                              necdetozkaya

“Kürt açılımı girişimi bir ABD-İngiltere ve İsrail projesidir” diyor.

Daha fazla demokrasi, daha fazla özgürlük sloganına sığınan AKP, Türk milletinin ortak dokusunu parçalıyor. Devlet kurumları arasındaki güvensizliği körüklüyor. ABD’nin yüz yıllık rüyası, İngilizlerin hayali gerçekleşiyor.

Kitlesel zihin çökertme silahına dikkat! Türk devletinin DNA’ları ile oynuyor.

“Çoklu zekâ” adıyla beyin çökertme yöntemleri itibarlı tez konusu olarak üniversiteleri ve MEB içerisinde yerleştirildi. Türk sosyal müfredatımızın aleyhinde kampanya başlat, genel kabul görecek simge, sözcük seç, yıkılacak olan bu imiş gibi imaj yarat. (Seçilen sözcük, ezberci eğitim!) Devamını oku →

Vefatının 42. Yıldönümünde Mehmet Arif’ten Arif Nihat Asya’ya…

(Mehmet Hayati Özkaya'nın Çukurova Oğuz Boyları Derneğinde yaptığı sohbet toplantısından:)
mhayati

 

“Som altın direğe çekti bayrağı

  İnmemek üzere, bir beş ocakta

       Aynı gün, omuzda, elde, kucakta 

   Uçtu bayrağımın bayrak şairi”

                                                                                                                                         Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu

arif_nihat_asya-1Bugün burada, bu salonda, Arif Nihat Asya’yı sizlerle yâd ederken sohbetimize Fatma Zehra isimli evli bir kadınının hayat hikâyesini anlatarak başlamak istiyorum:

Fatma Zehra Hanım Ziver Bey isimli bir çiftçi ile evlenir. Bir süre sonra kocası askere alınır. Kocası askerdeyken bir bebeği olur. Bebek henüz 7 günlükken veba hastalığına yakalanan eşinin vefat haberi gelir. Kadın ister istemez kaderine razı olur ve kayınpederinin evinde kalmaya başlar.

Devamını oku →

Azerbaycan’da Hambeles yemek

halil-atilganDr. Halil Atılgan

Hambeles: Literatürdeki mersin meyvesinin Adana, Hatay ve Tarsus’taki adıdır. Yabanisine “murt”denir. Genelde rengi siyahtır. Beyaz olanlara rastlansa da siyah renktekiler çoğunluktadır. Dalları budandığında ağaç olma özelliğine sahiptir. Yaprağını dökmeyen bodur maki türlerindendir. Aşılandığı zaman hambeles olur. Akdeniz ikliminde yetişir. Kıyı şeridinin en popüler maki türüdür. Yaprakları zeytininkine benzer. Rengi yeşildir. Meyvesi zeytin ve alıç büyüklüğündedir. Ekim, Kasım ve Aralık aylarında yetişir. Çiçekçiler dallarını aksesuar olarak kullanır. Adana Karaisalı, Tarsus, Mersin merkezde, Silifke’de, Antakya ve Antalya’da çok yetişir. Karaisalı’da daha çok yetiştiği için, Çukurova’da Karaisalıların lakabı “Murtçu”dur. Onun için Karaisalı folkloruyla ilgili yazdığım kitabın adı da “Murtçu Folkloru” dur.

Hambeles meyvesi

Hambeles meyvesi

Karaisalı’da “murt” kutsaldır. Yaprakları güzel koktuğu için, cenaze murt dallarıyla yıkanır. Mezarın ayak ve başucuna murt dalları dikilir. Yaprakları kurutulur.  Mide ağrıları için kaynatılarak içilir.

1950’li yıllar ülkenin yoklukla mücadele ettiği dönemlerdi. Biz köyün en fakir ailesiydik. Sofrada bir tahta kaşıkla beş nüfus çorba içerdi. Peştamallarla “murt” toplamaya gidilir, toplanan“murt”lar günlerce yenirdi. Çerçiler ununan, bulgurunan, setiğinin “murt” satarlardı. Çerçi “murt” verir, karşılığına da un, bulgur ve setik alırdı. “Ununan bulgurunan, setiğinen murt geldi murt” diyerek ünler, geldiğini duyururdu. Köylüler çerçinin başına toplanır, varlıklı olanlar alır, alamayanlar da alanlara bakardı. Ben alamayanlardandım.

 

Devamını oku →

“Söz Ola Kese Savaşı, Söz Ola Kestire Başı”

n-o-anilarNecdet Özkaya

Kelimelerle onlarla yapılan cümlelerle konuşuruz. Kelimeler olmasaydı meramımızı anlatmak için ne kadar zorlanırdık. Konuşma engelliler için icat edilen işaret dilimi hatırlarsanız ne demek istediğimi daha iyi anlamış olursunuz. Her dönemin önde gelen güzel veya çirkin kelime ve kavramları vardır. Herkes tarafından rahatça kullanılır, anlamı kullanılan herkes tarafından anlaşılır. Bunlar kavgaya tartışmaya yol açmaz. Bir bakıma masum ve munis kelimelerdir. Ama bazı kelimeler, kavramlar ve terimler, her an patlamaya hazır bombalardır.

Kavramlar yanlış kullanıldığında veya yanlış anlamlar verildiğinde toplumda büyük huzursuzluklara, hatta zaman zaman şiddet hareketlerinin çıkmasına sebep olmuştur. Türkiye spor dahil birçok alanda karşılaştığı sıkıntıların ve gerginliklerin kaynağında suçlu kelime ve kavramlar vardır. Onlar mı, yoksa onları yerinde ve zamanında, doğru olarak kullanmayanlar mı suçludur? O da ayrı bir bahis.

Aynı kelimeleri konuşur, kullanır fakat onlara aynı anlam ve görevleri vermediğimiz için ‘anlaşmak’ veya ‘uzlaşmak’ şöyle dursun, çok kısa zamanda birbirimizle kavgalı duruma düşer, aramızda kırgınlıklar ve küskünlükler hasıl olur.

Devamını oku →

Dr. Halil Atılgan TRT Türkü’de ” Türkü Deryasında Bir Damla” Programına Başladı

RTRT Türkü Halil AtılganÇukurova Lobisi Dergimizin Yayın Koordinatörü Dr. Halil Atılgan TRT Türkü ” Türkü Deryasında Bir Damla” Programı;

Her Cuma günü: Saat 10.00-11.00 arasında olup, Türkü sevenlerin zevkle dinleyeceği Akademik bir programdır.

Dr. Halil Atılgan hocamızı kutluyor, başarılar diliyoruz.

 

Dostluk, Kardeşlik ve Sevgiye Açılan Kapı: HACI BEKTAŞ VELÎ

                                                                                                                                                                                           Ali Alper Çetin

ali-alper-cetin

Anadolu’yu aydınlatanlar-5…

Dostluk, Kardeşlik ve Sevgiye Açılan Kapı: HACI BEKTAŞ VELÎ

Onüçüncü yüzyıl Anadolusu, tasavvuf ve düşünce tarihimizde önemli bir aşama, bir kaynak çağıdır. Selçuklu Devletindeki taht kavgaları, savaşlar, Moğol akınları, devamlı huzursuzluk yaratmış, üstelik, Arap ve Farsça’nın devletin resmî dili oluşu, sarayla halkın arasını açmıştı.

Anadolu’ya, doğudan Türk göçleri oluyordu. Gelenler arasında, bilginler, şeyhler, dervişler vardı. Bunlar, huzursuz Anadolu’ya huzur getirdiklerinden söz ediyorlar, dünyanın geçici olduğu, gerçek huzurun ölümden sonra var olacağını söylüyorlardı. Çaresiz ve bitkin halk, bu düşüncelerin kolayca etkisi altında kalıyor, bunları söyleyenlerin çevresinde toplanıyorlardı. Böylelikle tasavvufî düşünceler, Anadolu’da uygun bir ortam buluyor, Doğu’nun tanınmış mutasavvıfları Anadolu’ya akın ediyorlardı. Mevlânâ Celâleddin’ler, Ahi Evran’lar, Şems-i Tebrizî’ler, Muhuyiddin-i Arabî’ler, bu çağda Anadolu’ya gelmişlerdi.

Devamını oku →

Köy Enstitüsü Mezunu Bir Öğretmenin Ansiklopedik Defteri

Dr. Halil Atılganhalil-atilgan

O: 1 Eylül 1933 yılında Osmaniye ilinin, Düziçi ilçesinin Gökçayır köyünde doğdu. Gökçayır’da üç yıllık eğitmen okulunu bitirdikten sonra, Düziçi Köy Enstitüsüne kaydını yaptırdı. Enstitü bünyesinde açılan ilkokul dört ve beşinci sınıfları da okuyarak ilk tahsilini tamamladı. Sonra da Düziçi Köy Enstitüsüne devam etti. 1950-1951 öğretim yılında köy enstitüsünü bitirdi. On iki yıl çeşitli köylerde başöğretmenlik yaptıktan sonra, 1964 yılında Adana il merkezine atandı. Değişik ilkokullarda okul müdürlüğü, idarecilik, İlkokul Öğretmenleri Sendikası (İLK SEN ) Başkanlığı, Adana Milli Eğitim Müdürlüğü Atama Komisyon Üyeliği, Adana Öğretmenler Derneği Başkanlığı görevlerinde bulundu. 1974 yılında Adana Merkez İlköğretim Müdürlüğüne atandı. Bu görevini altı yıl sürdürdü. Bu süre içinde üç kez görevden alınmasına rağmen, Danıştay kararı ile geri döndü. 1989 yılında dördüncü kez görevden alınan öğretmenimiz, Adana Merkez Bahçelievler İlkokul Müdürlüğüne atandı. Danıştay kararıyla tekrar yürütmeyi durdurarak İlköğretim Müdürlüğü görevine geri döndü. Fakat göreve başlamadı. 1 Haziran 1982 tarihinde kendi isteği ile emekli oldu. O günden bu güne, kendi köyünde köy enstitülü olmayı en büyük onur kabul ederek hayatını sürdüren, öz geçmişini aktarmaya çalıştığımız bu öğretmenimiz Mehmet Yılmaz’dır.
Devamını oku →

Kaza ve Kader

Necdet Özkayanecdet-ozkaya-2

Yahya Kemal, yalnız büyük bir şair değil, aynı zamanda yaşadığı çağı çok iyi anlayan, çok doğru tahliller yapan ve doğru tespitler yapan büyük bir mütefekkirdir.

Onun hatıralarını, tarih sohbetlerini okuyanlar yaşadığı dönemin siyasi ve sosyal tahlilini sanki o devirleri yaşamış ve görmüş gibi yapabilir.

Yahya Kemal; “Öyle insanlar tanıdım ki, onlara hiçbir dert anlatmak mümkün değildi.” diyor. Tıpkı bugünkü gibi… “Galiba bir devrin insanları aynı devirde yaşamıyorlar. Kimi elli sene, kimi yüz sene evvelde yaşıyor.” diye bir tespitte bulunan şairin görüşlerine bir ufacık cümle eklemek lazım: Kimi insanlar ise yaşadıklarının bile farkına varamadan göç edip gidiyorlar.

Tarihi anlamak, sıradan bir okuryazarlık meselesi olmadığı gibi, sadece zekâ ile de açıklamak mümkün değildir. Tarihi okumak, anlamak, tahlil ve terkipler yapabilmek yüksek bir aydın bilgisi ve bilinci gerektirmektedir.

Devamını oku →

Tufanbeyli İlçesine ad olan Osman Tufan Paşa ( Yüzbaşı Osman Nuri Bey)

Yüzbaşı Osman Nuri Bey Çukurova’da ( Tufan Paşa)

Emin Yarımoğlu

emin-yarimoglu

Mustafa Kemal Atatürk Nutuk’ta ‘’…Adana’nın doğu bölgesinde, Tufan Bey adıyla hareket eden Yüzbaşı Osman Bey’in kahramanlıkları kayda değer.’’ Çukurova’da büyük başarılar sağlayan Osman Nuri Bey yüzbaşı olmasına rağmen yaptıklarından dolayı bu coğrafyada Tufan Paşa olarak anılmıştır.  Kadirli, Andırın, Ceyhan, Kozan, Adana gibi bölgedeki yerleşim yerlerinin çoğunda Tufan Paşa adlı okul ve mahalle vardır. Tufanbeyli ilçesinin adı da Osman Tufan Paşa’dan dolayı verilmiştir.

Birinci Dünya Savaşı sonunda Çukurova Fransızlar tarafından işgal edildi. Kozan bölgesinde Fransızların en büyük destekçisi bölgede yaşayan Ermeniler oldu. Kozan’da Yaver Kirkor’un öldürülmesi üzerine Fransız komutan Yüzbaşı Tayyarda’ya bölgedeki Ermeniler bu olayların sorumlusu olarak Kurdoğlu Hulusi, Topaloğlu Halil ve Sehlikoğlu Hasan’ı ihbar ederler. Bunun üzerine Fransız yönetimi bunların tutuklanmasına karar verir. Bu üç Kozanlı işgal bölgesinden kaçarak Develi’ye gelirler[1].

Devamını oku →

Mustafa Kemal’in POZANTI KONGRESİ ve 5 OCAK (*)

ataturk-albumuAli Alper Çetin

Tarih: 16 Aralık 1918 Çukurova’da o gün ufuklar simsiyahtı. Gök, toprak, Türk ağlıyordu… General Nihat ANILMIŞ Paşa kumandasında ki 12. Kolordu Adanalıların gözyaşları arasında şehri terk etmişti…Acı bir Sonbahar 21 Aralık 1918 günü de, I. Dünya Savaşının galipleri bu güzel ve verimli Çukurova topraklarını işgale başlamışlardı… Düşman bölük bölük taş iskeleden Mersin topraklarına ayak basmış, Çukurova artık işgal altına alınmıştı…Ve Mustafa Kemal’in 5 Ağustos 1920 Pozantı Kongresi…

Mustafa Kemal’in Erzurum ve Sivas Kongrelerini hepimiz biliriz. Fakat Pozantı Kongresi ve Nutku bilinmez. Pozantı Kongresini bilmemek, Erzurum ve Sivas Kongrelerini dilsiz, zayıf bırakmaktır. Görülüyor ki, Pozantı Kongresini tarihe tescil edemeyenlerin omuzlarına çöken Milli vebal, affedilmeyecek derecede ağırdır.

Erzurum ve Sivas Kongreleri birer fikirdi. Pozantı Kongresi ise Milli Mücadelenin cihadıdır, cidalidir, savaşıdır. Fakat Mili Mücadeleye zafer gücünü veren, zafer tacını giydiren Pozantı Kongresi hep meçhul bırakıldı, unutuldu. Bu gafletten Mustafa Kemal’de üzgün olduğunu bildiğimiz gibi, her Türk çocuğu içinde talihsizliktir.

Devamını oku →