Kürşad Zorlu

Türk dünyasını birleştirmek…...

Doç Dr. Kürşad Zorlu Türk dünyasının iş birliğinde kalıcı ve yapısal bir ilerleme kaydedebilmek için günümüz gerçekleriyle örtüşen bir ortaklık sürec...

Yaşehri Ramazan

Hoş geldin ya Şehr-i Ramazan

Hoş geldin ya Şehr-i Ramazan Hayır ve bereketlerin kapısını çaldığımız şu mübarek günlerin tüm Türk-İslam alemini; sulh ve huzur iklimine kavuşturmas...

Karacaoğlan

Bahçemizin Gülü / Gönlümüzün Bülbül...

Dr. Halil Atılgan      Çukurova bayramlığın giyerken      Çıplağın üzerinden soyarken      Şubat ayı kış yelini kovarken      Cennet dense sana y...

Gülşehri

Şuurlu ve idealist bir Türkçeci: GÜ...

Anadolu’yu aydınlatanlar-10... Şuurlu ve idealist bir Türkçeci: GÜLŞEHRΠ Ali Alper ÇETİN Anadolu Selçuklu Devleti’nin son devirlerinde, Sultan Vel...

Editörün Seçtikleri

Karacaoğlan

Bahçemizin Gülü / Gönlümüzün Bülbülü KARACAOĞLAN

Dr. Halil Atılgan      Çukurova bayramlığın giyerken      Çıplağın üzerinden soyarken      Şubat ayı kış yelini kovarken      Cennet de...

Türk dünyasını birleştirmek…

Kürşad ZorluDoç Dr. Kürşad Zorlu

Türk dünyasının iş birliğinde kalıcı ve yapısal bir ilerleme kaydedebilmek için günümüz gerçekleriyle örtüşen bir ortaklık süreci meydana getirilmesi gerekiyor. Kural olarak Türk dünyası alanının da küresel ağın bağımsız birer üyesi kabul edilen Türk Cumhuriyetleri ve özerk statüye sahip yarı bağımlı yönetsel alt sistemler bulunuyor. Böyle bir bütünü sistem yaklaşımıyla irdelemek son derece faydalı olacaktır. Buna göre her birisinin alt sistem olarak bir araya geldiklerinde kendilerinden daha farklı bir bütün meydana getirdikleri düşünülmelidir. Birinin diğerine “ağabey”, “üstün” ya da “zayıf” olarak nitelendirilmediği aksine her bir parçanın ötekinin zayıf ve üstün yanlarını harekete geçirecek hayatiyete sahip olduğu kabul edilmelidir. Böyle bir yaklaşım öncelikle kültürel zenginliğin neticeye taşınması bakımından önemlidir.

Aslında bu şuna benziyor. Türkmenistan’ın gazı, Azerbaycan ve Kazakistan’ın petrolü, Özbekistan’ın pamuğu, Türkiye’nin göreli teknolojisi ve kurumsalcılığı, Kırgızistan’ın geçiş avantajı gibi pek çok bileşen nasıl bir iş birliğine taşınmalıdır?

Diğer yandan kültürel iş birliği ve uyum sürecinin dünün kavram ve beklentileriyle ilerletilmesi çok da gerçekçi gözükmüyor. Her ne kadar aynı kaynaktan beslenerek şekillenmiş olsalar da bu devlet ve toplulukların kullandıkları dil, örf-adetleri, giyim-kuşamları, yaşama biçimleri, tepki ve yönelimleri ile kendi alt sistemlerinde belli düzeyde “öz benlik” ve “farkındalık” içinde oldukları anlaşılıyor. Olması gerekenler veya idealler hatırlandığında belki kulağa hoş gelmeyen bir yaklaşım olsa da kısa, orta ve uzun vadeli hedefler bakımından bu tespitle yüzleşmek mecburiyeti vardır. Bu yaklaşıma bir mozaik muamelesi yapmak da doğru değildir. Zira farklı renklerdeki parçaların bir araya getirilerek bir bütün oluşturulması ile bir bütünden öze yönelen parçaların (Bütüncül-Öz) daha sonra yeni sisteme oturtulması aynı değildir. Mozaiksel düşünce durağan, yerinde sayan, birbiriyle etkileşimi göz ardı edilen parçalara odaklanır. Bütüncül öz yaklaşımı ise dinamik, daha önce aynı olan ya da belirli yönleri kesişmiş, değişime açık parçaları ilgilendirir. Burada esas olan, kültür-medeniyet ayrımına yönelik bir tartışmanın Türk dünyasının kültürel işbirliği süreçlerinde yol haritası yapılabileceği öngörüsüdür.

Türk-Dünyası

Kültürler ve medeniyet

Alman bilim adamı Thurnwald her kültürün kendi içinde ahenkli bir bütün olduğundan söz eder ve kültür-medeniyet arasındaki çizgiyi şu şekilde çizer. “Kültür takınılmış bir tavır, medeniyet ise bilme ve yapabilmedir.” Macklever medeniyeti organizasyon biçimleri, kanunlar, bankacılık, ticaret yapma biçimleri, telefonlar, icatlar gibi meydana getirilen teknik ve bilgiler olduğu, kültürün ise bu havza üzerinde her toplumun tabiatının kendisini ifadesi şeklinde tanımlar. Ziya Gökalp müşterek bir hayat yaşayarak ortaya çıkarılan medeniyetin, her millete ait özgül biçimler aldığını ifade eder. Yani medeniyet ulus üstü, kültür bizatihi millidir. Mümtaz Turhan’a göre bu kültür anlayışında biyolojik, sosyal ve ruhsal olmak üzere 3 temel unsur bulunmaktadır. Birincisi yeme, içme, giyinme gibi hayati konuları ikincisi toplumdaki bireyler ve gruplar arasındaki iş birliği yapma yöntemlerini üçüncüsü ise sevinç, korku, istikbal endişesi gibi ruhsal tatmin araçlarını işaret eder. Şimdi bu unsurlar arasında tam bir mutabakat veya mutabakata yönelik bir inanç olduğu ne kadar ileri sürülebilir?

İşte bu bakış açısıyla bakıldığında Türk Dünyası’nı oluşturan alt sistemlerin geçmişteki bütünün birer yansıması, bunun kendi tabiatındaki görüntüsü olsa bile özgül bir kültür parçasına sahip olduğu görülecektir. Her biri hızlı bir biçimde bu zemin üzerinde kendi milli kültür dokularını işlemektedir. Oysa medeniyet sahasında hepsini bekleyen bütünsel bir geçmiş ve inşa sahasında sınır tanımayan bir gelecek tasavvuru bulunmaktadır. Bu bir ayrım gibi gözükse de aslında günümüz gerçeklerini esas alan daha etkili bir birleştirme yöntemidir.

Doç. Dr. Kürşad Zorlu

kzorlu77@gmail.com

*08.04.207 tarihli Yeniçağ gazetesinden alıntıdır.

Hoş geldin ya Şehr-i Ramazan

Yaşehri RamazanHoş geldin ya Şehri Ramazan

Hayır ve bereketlerin kapısını çaldığımız şu mübarek günlerin tüm Türk-İslam alemini; sulh ve huzur iklimine kavuşturması temennisiyle Ramazan ayınızı tebrik ederiz.

Yönetim Kurulu

Bahçemizin Gülü / Gönlümüzün Bülbülü KARACAOĞLAN

Dr. Halil AtılganDr. Halil Atılgan

     Çukurova bayramlığın giyerken

     Çıplağın üzerinden soyarken

     Şubat ayı kış yelini kovarken

     Cennet dense sana yakışır dağlar

      Yüzyıllardır Anadolu’yu dalga dalga saran bir ses, dillerden düşmeyen türkü, gözlerde şavkıyan ışık, gönüllerde kabaran bir heyecan. Dağlarda uğultu, ovaların sarı başaklarında, ak çiçek açan Çukurova pamuğunda bereket, halk şiiri denilince akla ilk gelen isimdir Karacaoğlan.

       Yaylalar onunla yüce, tarlalar onunla zengin. Karaca Kızın yavuklusu, Elif’in tutkulusu, görülmeyi görülmeyi daha da güzelleşen nice güzellere vurgun.  Ölünceye kadar gönlünün güzelini aramaktan yorgun. Genç kızların kalbinde titreşim, âşıkların tellerinde ibrişim, delikanlıların yüreğinde cesarettir Karacaoğlan. Çukurova’nın, Erzurum’un, Ardahan’ın, kısaca Anadolu’nun övünç kaynağı, Halk Edebiyatımızın en büyük ustasıdır Karacaoğlan.

Devamını oku →

Şuurlu ve idealist bir Türkçeci: GÜLŞEHRÎ

ali_alper_cetinAnadolu’yu aydınlatanlar-10…

Şuurlu ve idealist bir Türkçeci: GÜLŞEHRΠ

Ali Alper ÇETİN

Anadolu Selçuklu Devleti’nin son devirlerinde, Sultan Veled, Yunus Emre, Âşık Paşa gibi Türkçe yazıp Türkçe söyleyen şairlerimiz arasında Gülşehrî’yi de anmak, Anadolu’yu aydınlatanlar arasında ona yerini vermek gerek…

Onüçüncü yüzyılın sonlarıyla ondördüncü yüzyılın ilk yarısında yaşadığını bildiğimiz Gülşehrî’nin asıl adı Ahmed’dir. O çağlarda bir bilim ve tasavvufî şehri olarak tanınan Kırşehir’de doğduğu, ömrünün sonuna kadar burada yaşadığı söylenir. Kırşehir’in ilk adı Gülşehir olduğu için Gülşehrî takma adını almış, bu adla tanınmıştır. İslâmî ilimlerin yanı sıra matematik, mantık ve felsefeyle de uğraşmıştır.

Gülşehrî’nin Kırşehir’de Ahi Evran’dan sonra kurulan Ahilik teşkilâtının başında bulunduğunu, bu teşkilâtın yayıcılarından olduğunu ve ustası Ahi Evran’ın etkisinde kaldığını şiirlerinden öğreniyoruz:
Devamını oku →

19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramınız Kutlu Olsun

ataturk-albumuSamsun’dan başlattıkları kurtuluş mücadelesiyle, bizlere kutsal bir vatan emanet eden başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve milli kahramanlarımıza Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyor, aziz hatıralarını şükran, minnet ve saygıyla anıyoruz.

19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramınız Kutlu Olsun. Ne Mutlu Türküm Diyene!

 

Çukurovalılar Derneği

 Yönetim Kurulu

Bakanlık Et ve Süt Kurumuna Havanda Su Dövdürüyor

Çapar KanatÇapar Kanat

Et ve Balık Kurumu’nun ismi ve Et ve Süt Kurumu olarak değiştirildiğinde çiğ süt üreticilerinin umudu olmuştu. Ne de olsa yeni ismiyle kuruma çiğ süt piyasasına düzen verme görevi verilmişti. ESK bu görevi çiğ sütün fazla olduğu dönemlerde onu parasal teşvikle süt tozu yaptırarak fazla olan çiğsütü bu yolla piyasadan çekmekti. Süt tozu yoluyla piyasadan çekilen çiğ süt azalınca da fiyatı istenen – referans fiyat seviyesine gelecekti.

İş böyle iken şimdi duruma bakalım:

Bakan Çelik medyaya verdiği demeçte “ESK, 2016 yılında süt piyasasını regüle etmek amacıyla piyasadan aldığı çiğ sütü, süt tozuna dönüştürerek üreticilerimizin mağduriyet yaşamasına engel olmuştur.” diyor?

Şimdi öncelikle şu soruyu sormak gerekir: Et ve Süt Kurumu 2016 yılında çiğ süt fiyatlarına düzen verebildi mi, düzenleyebildi mi?  Referans fiyat düzeyine getirebildi mi? HAYIR.!! Sadece fazla çığlık atan, üretici temsilcilerinin ilçelerindeki üreticilerin çiğ sütleri referans fiyattan ESK tarafından satın alınarak mağduriyetleri giderilmiş oldu. ESK piyasayı düzenleyememişti.

Devamını oku →

İyi ve Kötü

Necmettin KarakuşDr. Necmettin Karakuş

Gün geçmiyor ki TV haberlerinde ve medyada insanı dehşete düşüren vahşet görüntüleri yayınlanmasın. Adeta hemen her gün bu tür olayları izlemekten ya da işitmekten kahroluyoruz. Kimyasal silahların bile sıradanlaştığı, çocuklar ve kadınlar başta olmak üzere savunmasız insanların öldürüldüğü günümüzde insanlığın utanç görüntüleri olan bu çirkin sahneler dünyanın nereye gittiğini sorgulattırıyor.

Ölen insan, öldüren de. Hiç bir gerekçe masum insanların katledilmesini haklı gösteremez. İnsanları bu acımasız duygulara ve davranışlara yönlendiren birçok parametreler olabilir ama en önemlisi içlerinde var olan vahşiliğin dışa vurmasıdır. Burada öne çıkan ana düşünce, her insanın özünde masumiyet olmasına rağmen hem kötülüğe hem de iyi düşünmeye eğilimli olmasıdır. İyi kişi olarak bilinen birisinin kötülük yapması ya da kötülüklerle anılan başka birisinin bazen iyilik yapmasının temelinde bu eğilimlerin varoluş gerçeği bulunmaktadır.

Devamını oku →

14 Mayıs “Dünya Çiftçiler Günü” Kutlu Olsun

14 Mayıs, 1984 yılından beri her yıl ‘’Dünya Çiftçiler Günü’’ olarak kutlanıyor. Bu hatırlatma günü için 1946 yılında çiftçilerin haklarını savunmak, onların gelişmesine katkıda bulunmak amacıyla örgütlenen “Uluslararası Tarım Üreticileri Federasyonu”nun (IFAB) kuruluş günü seçilmiştir. Yani, Bu tarih bilindiği üzere Uluslararası Tarım Üreticileri Federasyonu’ nun (IFAP) kuruluş tarihidir.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk Çiftçiler için Ne dedi?

Ataturk_tarim_turkiye Devamını oku →

Anneler Gününüz Kutlu Olsun

anne

Dünyanın en kutsal görevini yerine getiren, karşılıksız sevginin ve sonsuz özverinin simgesi annelerin; Anneler Gününü Kutlar, saygı ile ellerinden öperiz.

Çukurovalılar Derneği

Yönetim Kurulu

 

 

Milletimizin adı Türk milletidir…

Kürşad ZorluDoç. Dr. Kürşad Zorlu

Hamaset Türk Dil Kurumu sözlüğünde şöyle geçer: Birincisi “yiğitlik, kahramanlık, cesaret”. İkincisi “etkilemek için yapılan abartılı anlatım.” Geçmişte Türk milliyetçiliğinin bu sözle çokça ilişkilendirilmeye çalışıldığını görürüz. İlk fırsatta buna devam edileceğine şüphe yoktur. Çünkü Türk milliyetçiliği özü itibariyle yiğitliği, cesareti ve kahramanlığı esas alır. Abartılı olma durumu ise dayanağı olmayanların yüzleşeceği bir eleştiri alanıdır.

Türk milliyetçisi “Biz Kürşad’ız, Bilge Kağan’ız, Sultan Sancar’ız, Farabi’yiz, Ahmet Yesevi’yiz, Fatih’iz, Gaspıralı’yız, biz M. Kemal Atatürk’üz, Alparslan Türkeş’iz” der ve burada sayamadığımız bir çoğunu sıralamaya devam eder.

Devamını oku →