Category: Cemil Gök

Filistin Sorunu- Ortadoğu ve Şark Meselesi

2009 yılında, Çukurova Lobisi dergimizde tefrika halinde  yedi (7) sayımızda yayımlanan; Araştırmacı Cemil Gök‘ün “Filistin Sorunu- Ortadoğu ve Şark Meselesi” konulu araştırmasını tekrar okuyucularımızın istifadesine sunuyoruz:

Filistin Sorunu- Ortadoğu ve Şark Meselesi       

Cemil Gök

1815’de Viyana Konferansı’nda, Osmanlı vatandaşı Hıristiyanlar bahane ederek “Şark Meselesi” ortaya atıldı.

1837 yılında yapılan bir sayıma göre Filistin’de 9000 Yahudi yaşadığı ve hepsinin de topraksız olduğu belirtilmektedir. 1840 yılında Britanya İmparatorluğu Kudüs’te bir elçilik kurduğunda İngiliz Lord Palmerston (1784-1865) “Britanya İmparatorluğunun yüksek çıkarlarını korumak üzere” burada bir Avrupalı Yahudi yerleşim kolonisi kurma fikrini ortaya attı. Filistin de kurulacak Müslüman olmayan bir devlet İngiliz emperyalizminin Ortadoğu’da ileri karakolu olacak hem de Avrupa’daki Yahudi nüfus azaltılmış olacaktı. Devamını oku →

Hatay Milli Mücadele Şehidi Çolak Mustafa

cemil_gökKürtdağ’ın Reco nahiyesinden Osman oğlu Çolak Mustafa ve kardeşi Abdo, [1] daha ilk günden itibaren Fransız işgaline karşı Hatay Kuvayı Milliye mücahidi olarak savaşa katılmıştı. Çolak Mustafa ve arkadaşları, 1930’da Kürtdağ’ın Kefer Sefri köyündeki Fransız işbirlikçisi Hüseyin Abdo Ağa’nın oğlu Halil’i yakaladılar. Çolak Mustafa ve arkadaşları tutsak aldıkları Halil ile birlikte, Kırıkhan’a bağlı İncirli Köyünün Perişan mezrasına geldiler. Burada, mahallen (Çolak Mustafa’dan dolayı) “Çolakdağ” denilen bölgede, kendilerini dört bir taraftan kuşatan Fransızlarla kuşluktan ikindiye (tahminen sabah saat 09.00’den 17.00’ye) kadar çarpıştılar ve cephaneleri bitince teslim oldular. Silah bırakıp telim olan Çolak Mustafa ve arkadaşlarına karşı Fransız askerleri tarafından yeniden ateş başlatıldı. Bu katliam ateşi sonucunda; Çolak Mustafa, kardeşi Abdo ve isimleri henüz tespit edilemeyen 15 arkadaşı şehit oldu.

Hatay Devlet Başkanı merhum Tayfur Sökmen’in Özel Kalem Müdürü Av. Hulki Öcal, Hatay’ın“meşhur vatan severlerinden” bahsederken, “O bölgenin namdar çetecisi olan Çolak Mustafa”yı belirtmekte ve Çolak Mustafa’ya atfen, “Bu çete başkanı bilahare Fransızlar tarafından çevrilerek arkadaşları ile birlikte şehit edilmiştir” demektedir.[2]  Çolak Mustafa’nın alıkoyduğu Halil ağa, bu kıyımdan canını kurtarmak için Fransız dostu ve köy ağası Hüseyin Abdo’nun oğlu olduğunu söyledi ise de onu da vurdular.

Devamını oku →

Hassa’nın Kurtuluşunun 95. Yılı Kutlu Olsun (15 Kasım 1921)

cemil_gökFransızlar Hassa’yı Bırakmak İstemiyordu
Ankara İtilafnamesine Giden Süreç…

 

Birinci Dünya Harbi devam ederken, Fransız ve İngilizler, Osmanlı İmparatorluğunu paylaşmak üzere, 3 Ocak 1916 tarihli gizli Sykes-Picot Anlaşmasını imzaladılar. Bu anlaşmayı, İngilizler adına Mark Sykes, Fransızlar adına François Georger Picot imzalamıştır. Buna göre Musul, Sivas ve Mersin üçgenin altında kalan vatan toprakları Fransızların payına bırakılıyordu. Fakat İngilizler, 30 Ekim 1918 tarihli Mondros Mütarekesini gerekçe göstererek işgal ettiği “Musul Vilayetini” yaptıkları gizli paylaşım anlaşmalarına rağmen Fransızlara bırakmak istemiyordu.

mustafa-kemal-pasaBunun üzerine, Fransa uzlaşmak zorunda kalan İngiltere ile 15 Eylül 1919’de “Suriye İtilafnamesi”ni imzaladı. Bu anlaşmayla; Fransa, Musul bölgesindeki haklarını İngiltere’ye bırakıyordu. İngiltere ise; Kilikya, Orta Anadolu ile Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu’nun bir kısmını kapsayan Mersin, Adana, Hatay, Antep, Maraş, Urfa, Sivas, Harput ve Diyarbakır ile Suriye’de Halep, Hama, Humus ve Şam şehirleri hariç olmak üzere, bu şehirlerin hemen batısından başlayan hat ile İskenderun, Beyrut ve Akka şehirlerini kapsayan kıyı bölgesindeki yönetim haklarını Fransızlara bırakılıyordu.

Suriye İtilafnamesini imzalayan Fransızlar, Musul’un elinden çıkmasına ve İngilizlerin bölgede yayılmasını bir türlü içlerine sindiremiyor, uygun zaman ve fırsat kolluyorlardı. Birde, İngilizlerin “Truva atı” gibi kullandığı Yunanlılar tarafından “Anadolu’nun tamamen ele geçirilmesi”nden büsbütün rahatsız oluyorlardı. 21 Kasım 1919’da Beyrut’ta Fransız Yüksek Komiserlik görevini General Gouraud’a devreden François Georger Picot, 8 Aralı 1919’da Sivas’a gelerek Mustafa Kemal Paşa ile görüştü. Devamını oku →

ATATÜRK’e verilen Ad, Unvan, Madalya ve Nişanlar

ataturk-madalyalar

 cemil_gök

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ad, Unvan ve Sıfatlar

Atatürk ‘e verilen ad ünvan sıfatların verildiği SAVAŞLARIN LİSTESİ

Sarşın Kurt: 1939’da Kuvayı Milliye Destanı’nda Nazım Hikmet verdi.[1]

Kaid-i Azam (Büyük Kumandan): 1938’de Pakistan lideri Muhammed Ali

Cinnah bu unvanı verdi.[2]

Bozkurt: 1932’de İngiliz asker ve yazar H.C.Armstromg bu adı verdi.[3]

Atatürk: 27 Kasım 1934 tarihli 2587 Nolu Kanun ile TBMM bu soyadı verdi.[4]

Başöğretmen: 8 Kasım 1928’de TBMM bu unvanı verdi.[5]

Müncî-i Azam: 1927’de Himaye-i Etfal Cemiyeti bu unvanı verdi.[6]

Halaskargazi: 1926’da bu unvanı İstanbul Gazeteleri verdi.[7]

Reisi Cumhur (Cumhurbaşkanı): 29 Ekim 1923’de TBMM kararı ile seçildi.[8]

Devamını oku →

Kürtler Bizim Neyimiz?… ( Kürt Raporu)

Cemil Gök

Araştırmacı-Yazar

Çukurovalılar Derneği Eski Genel Sekreteri

Çukurovalılar Derneği adına Araştırmacı-Yazar Cemil Gök tarafından hazırlanan bir “Kürt Raporu” dur. 60. Tayyip Erdoğan Hükümetinin Demokratik Açılım – Diğer adıyla Kürt Açılımı programında netice alamayacağını gösteren objektif bir araştırmadır. Bu rapor “Çukurova Lobisi” dergimizde tefrika halinde 9 bölümde yayımlanmıştır.

Ortak Değerlerimiz

10 binlerce yıldan beri bize miras kalan bazı ortak değerlerimiz var.

Konuyla ilgili bu değerlerimiz, “Kadirşinaslık” ve “Âlicenaplık”tır.

Peki, nedir kadirşinaslık?

“Değerbilirlik, iyilikbilirlik” demektir.[1]

O zaman nedir âlicenaplık?

“Cömert, onurlu,  şerefli” olmaktır. [2]

Nedir cömertlik?

“Verimlilik, el açıklığı, sakınmadan esirgemeden bol vermektir. [3]

Nedir şerefli olmak?

“Onurlu, onur veren, şeref veren, bayındır, şenlikli” olmak demektir.[4]

İşte bizim “barış ve kardeşliğimizin asli kaynağı bu değerlerdir”

Şimdi gelelim “Kürtler dost mu”, yoksa düşman mı konusuna. Bu soruyu değerlerimizle tartmaya çalışalım. Devamını oku →

5 Temmuz 1938’de Türk Ordusu’nun Hatay’a Girmesinin 72.nci ve 23 Temmuz 1939’da Hatay’ın Anavatan’a Katılmasının 71.nci Yıldönümü Kutlu Olsun!

1914-1918 Birinci Dünya Harbi devam ederken; İngiltere, Fransa, Rusya ve İtalya’nın dahil olduğu İtilaf Devletleri ülkemizi paylaşmak için gizli anlaşmalar imzalıdalar. Bunlardan biri de 03.01.1916’de İngilizler ile Fransızlar arasında imzalanan “Sykes-Picot Anlaşması” idi. Bu anlaşmaya göre, güzel Hatay’ımızın da dâhil olduğu Musul-Sivas-Mersin üçgeninde kalan “İç Anadolu’nun bir kısmı ile Doğu Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu” toprakları ile Suriye ve Filistin coğrafyası tamamen Fransızların payına bırakılıyordu.

30.10.1918 tarihinde Mondros Mütarekesi imzalandı. İngilizler, Halep’teki ordularının lojistik ve ikmal işleri bahane ederek İskenderun’u işgal etmek istediler. Yıldırım Orduları Grubu Komutanı Mirliva Mustafa Kemal Paşa, İskenderun’un İngilizler tarafından işgal edilmesine karşı çıktı. Bu nedenle, Mustafa Kemal Paşa’yı boşa çıkartmak isteyen Osmanlı Hükümeti, Yıldırım Orduları Gurubu’nu ve 7. Ordu’yu lağvetti. Akdeniz’in incisi İskenderun’un işgaline karşı çıkan Mustafa Kemal Paşa görevinden olmuştu. Karargâhı Belen’de bulunan 41. Tümen, 9 Kasım 1918’de Antakya ve İskenderun’dan çekildi. Sykes-Picot Anlaşmasını hiçe sayan İngilizler; 9 Kasım 1918’den itibaren İskenderun ve Musul’dan başlayarak Fransa’nın payına bırakılan aziz yurt topraklarını büyük bir iştahla işgal etmeye başladı. Bu sırada Fransızlar, Kilikya adını verdikleri Adana ve Mersin bölgesi ile Hatay’ın bir kısmını fiilen işgal etti. Devamını oku →

ADANA İsmi’nin Kaynağı

Adana isminin kaynağına Anadolu’nun en köklü uygarlıklarından biri olan Hititlerin kaya yazıtlarında rastlanmaktadır. Boğazköy metinleri olarak bilinen M.Ö. 1550 yıllarına tarihlenen bir Hitit tabletinde, Adana havalisinden “Uru Adanıa”  yani “Adana Bölgesi” olarak bahsedilmektedir. Bu konuda sadece bu yazıt dikkate alınsa bile, “Adana” isminin en az 3450 yıllık bir geçmişe sahip olduğu anlaşılmaktadır.

Eski çağlarda, Seyhan Nehri kıyılarında bol miktarda bulunan“Söğüt” ağacına Mezopotamya kavimlerince “And” denilmesi de, yöre isminin oluşumunda etkili olduğu kanaatini yaratmaktadır.

Devamını oku →

Çukurova’nın Adı

Oğuzların (Türkmenler) bir kısmı Anadolu’da yerleşik hayata geçti, bir kısmı da konar-göçer hayatını sürdürdü. Konar-göçer Oğuz Türkleri, Devamını oku →

Fırka-i İslâhiye

Cemil GÖK :  1865–1866 yıllarında İbrahim Derviş Paşa (Lofçalı, 1817–1896) ve Ahmet Cevdet Paşa (1823–1895) yönetiminde Fırka-i İslâhiye ordusu oluşturuldu. Vali Ahmet Cevdet Paşa ve Ordu Komutanı İbrahim Derviş Paşa: “1- Uzun savaşlar sebebiyle meydana gelen iktisadi buhranlar. 2- Çeşitli iç karışıklıkların (isyanlar, şakilik hareketleri) ortaya çıkardığı durum. 3- Devlete yeni gelir kaynakları elde etme gayesiyle, para ve borç alanların ziraata açılma vesilesi. 4- Yapılan savaşlar sebebiyle özellikle hudut bölgelerinden içe doğru olan insan akımı (göç)”[1] nedeniyle, bölge halkının iskân işleri ile uğraştılar. Devamını oku →

Cemil Gök Kimdir?

        26 Ocak 1958’de Kırıkhan ilçesi Delibekirli köyünde doğdu. Ahmet ve Seher’in oğludur. İlkokul, ortaokul ve lise öğrenimini Kırıkhan’da tamamladı.1976-1977 döneminde Adana Eğitim Enstitüsü (FKB Böl.)’nde yüksek öğrenime başladı. 1978’de yüksek öğrenime ara verdi, askerlik görevine başladı. 1981’de girdiği sınavıkazanarak, Kırıkhan vergi dairesinde memurluk görevine başladı. 1986-1988 döneminde Ankara Maliye Meslek Kursu’nda eğitim gördü. 1995’de sosyal bilimler ve 2000’de maliye bölümünde yüksek öğrenimini tamamladı.

Devamını oku →