Category: Dr.Halil Atılgan

Dr. Halil Atılgan “Acem Kızı ve Tenecioğlu Âşık Hüseyin” isimli son eseriyle Halk Müziğimizde tabuları yıktı…

Devamını oku →

Çengel Gecelerinde Bodrum Hâkimi ve Yaşanan Güzellikler (III)

Dr. Halil Atılgan

“Çengel Gecelerinde Bodrum Hâkimi” adlı makalem Folklor Edebiyat dergisinde yayımlandıktan takriben bir hafta sonra ( Folklor Edebiyat C. 5, s. 18 Ankara -1999) Milliyet gazetesi yazarı Hasan Pulur, yazıyı köşesinde dile getirmiş. Sonunda derginin telefonunu, adresini de vermiş. 9 Temmuz 1999 tarihli Milliyet gazetesini alanlar sabahın erken saatinde beni aradılar. İlk arayan Bekir Salim’di. Bekir Salim şiirle, edebiyatla uğraşan bir asker emeklisi. Hasan Pulur’un köşesinde Bodrum Hâkimine yer verdiğini söylüyor, memnuniyetini de dile getiriyordu. Ben, Bekir Salim’in telefonundan sonra yazıdan haberdar oldum. Hemen bir Milliyet gazetesi aldım. Üstat, Folklor Edebiyat dergisinde yazıyı okuduktan sonra, köşesini Bodrum Hâkimine ayırmış. Yazıyı okudum. Hoşuma gitti.

Devamını oku →

Çengel Gecelerinde Bodrum Hâkimi (II)

Dr. Halil Atılgan

Bodrum; üç tarafı denizle çevrili, karadan Milas, Yatağan ve Ula ilçe sınırlarına komşu, tabii güzellikleriyle, deniziyle milletlerarası üne sahip turistik bir yöremizdir. Eski adı Halikarnas olan Bodrum’un il merkezine uzaklığı 90km Muğla’nın diğer ilçelerine göre zengin ve de farklı bir halk müziği yapısına sahiptir. Aydın, Denizli, Burdur illerinin, Acıpayam ve Fethiye ilçesinin halk müziği özelliklerinden etkilenmiştir. İlçe merkezi olarak zengin bir repertuara sahip olan Bodrum’un türkü karakterinde zeybek tavrının ve üslûbunun hâkim olduğu görülür. Araştırmalarımız esnasında kaynak kişilerin genelde bütün ezgilere ve bölge oyunlarına zeybek demesi de bu Hâkimiyetin bir ifadesidir. Ayrıca; Evlerinin Önü adlı ezgiye Dirmil Havası demeleri de komşularından oldukça etkilendiğinin bir kanıtıdır. Ancak; çevreden her ne kadar etkilenmiş olsa da, türküsüne Dirmil Havası dese de Burdur, Dirmil ve Fethiye’deki Teke Zotlamalarından hiç etkilenmediği bir gerçektir. Devamını oku →

Çengel Gecelerinde Bodrum Hâkimi (I)

Dr. Halil Atılgan

Yıl 1965, Düziçi İlköğretmen Okulundan yeni mezun olmuş çiçeği burnunda bir öğretmendim. İlk atamam Kastamonu’nun Azdavay ilçesinin Çengel köyüne çıktı. 27 Temmuz’da 1965 tarihinde göreve başladım.

Çengel Adana’ya oldukça uzaktı. İklimi ayrı, gelenekleri ayrı. Biri Akdeniz, öbürü Karadeniz. Yaşayış da çok farklı. Yollar sarp köy hayli uzaktı. İşte Bodrum Hâkimi’yle de Çengel köyünde ilkokul öğretmenliği yaptığım sırada tanıştım.

Çengel; Batı Karadeniz Dağları üzerinde bir orman içi köyü. Sahilden Cide’ye (Karadenize) uzaklığı 70–80 kilometre. Bu kadar yakın olmasına rağmen İstanbul’a gitmeyenler denizi hâlâ görmemiş.

Devamını oku →

Barak Havalarının Usta İcracısı Şerif Akbağ

Dr. Halil ATILGAN

“Şerif Akbağ, 1927 yılında eski ismi Büyükkızılhisar olan Gaziantep’in Oğuzeli ilçesinde doğmuş ve büyümüştür. Okula hiç gitmeyen Şerif Akbağ, Gaziantep’in Islahiye ilçesinde askerliğini yapmıştır. Dedesinin sağ gözündeki bir rahatsızlıktan dolayı Oğuzeli’nde “Kör Haliller” lakabı ile bilinmektedirler. Fakat Şerif Akbağ, Oğuzeli’nde 17 yıl mahalle bekçiliği yapması nedeni ile yörede daha çok Bekçi Şerif adı ile bilinmektedir. Oğuzeli ilçe olduktan sonra 2 yıl ilçe binasında odacı olarak çalışmış daha sonraları ise Gaziantep’e gelerek Akif Plak’da yerel deyim ile getir-götür işlerine bakmıştır. Uzun boylu ve iri yapılı olan Şerif Akbağ, Oğuzeli civarında yapılan güreşlere katılarak ismini güreşçi olarak da duyurmuştur. Şerif Akbağ, 1.eşi sağken 2. bir evlilik daha yapmış fakat bu evliliği ona mutluluk değil hüsran getirmiştir. Çünkü daha sonra hastalandığı kötü günlerinde ikinci eşinin ona bakmaması veya ilgilenmemesi Şerif Akbağ’ı derin bir üzüntüye boğmuştur. Fakat daha sonraları çocuklarının da araya girmesi ile tekrar eski eşine dönmüştür. Beş çocuk sahibi olan Şerif Akbağ, 1988 yılında felç geçirerek 28.08.1989 zçarihinde Gaziantep’te ölmüştür[1].

Devamını oku →

İçine Üç Elma Koy – Amma!…

Dr. Halil Atılgan

      Ben türkülere sevdalıyım. Sevdam: Anamın beni tarlada doğurmasından, sekiz yaşına kadar ayakkabıyı tanımayışımdan, yufka ekmeği fırın ekmeğine sarıp katık diye yiyişimden, anamın dokuduğu, nar kabuğuyla da boyadığı çıbıklı ceketle büyümemden, Toros Dağları’nı yorgan, Çukurova’yı döşek, yavşan kokusunu pudra, kekik kokusunu esans kabul etmemden kaynaklanır.

     Sevdamız türkülerdir. Türkülerde anamın ağıtı, babamın sırları gömülüdür. Ana kucağının sıcaklığı vardır onlarda. Sevdaların dumanı yükselir. Köyümün dağları şekillenir. Çayları çağlar. Kavuşamayanların arzusu siyim siyim gözyaşı olur türkülerde. “Yandı Çukurova yandı / Eli bazlı beyler indi” denildiğinde Toroslar’dan hışımla inen kar suları gelir aklıma. Sular ovaya inince sakinleşir. Sevişir gibi akmaya başlar. Toprakla su birbirine kavuşunca tıpkı uzun müddet hasret çeken sevgililer gibi sarılırlar birbirine. Eğer sarılamaz ise: Devamını oku →

Dr. Halil Atılgan’ın TRT Türkü’de ” Türkü Deryasında Bir Damla” Programına ilgi zirvede…

Çukurova Lobisi Dergimizin Yayın Koordinatörü, büyük üstad Dr. Halil Atılgan TRT Türkü “Türkü Deryasında Bir Damla” Programı;

Her Cuma günü: Saat 10.00-11.00 arasında olup, şiir tadında bir program. Türkü sevenlerin zevkle dinleyeceği Akademik bir programdır. Türkü sevenleri, 2 Mart 2018 Cuma Günü saat: 10 ve her Cuma aynı saatte TRT Türkü programını izlemeye davet ediyoruz.

Dr. Halil Atılgan üstadımızı kutluyor, başarıların devamını diliyoruz.

 

Çukurovalılar Derneği

Yönetim Kurulu

 

Dr. Halil Atılgan’ın “Bu Gözler Neler Gördü/ Neler Gördü Bu Gözler” İsimli Dev Eserinin 1. Cildi Çıktı

Dr. Halil Atılgan eserlerini; “Bu Gözler Neler Gördü/Neler Gördü Bu Gözler” Belgesel romanı 1. Cilt ile taçlandırdı.

  

Bu Gözler Neler Gördü Neler Gördü Bu Gözler !…

Neler gördü bu gözler. Bu gözler neler gördü!

Ah bu gözler: Doğrulup devrileni, devrilip eğrileni, ezeni

ezileni. Dostunu, düşmanı, ihaneti, itilip atılanı, sonra da satılanı…

Devamını oku →

Türkülerde Ahraz Dile, Bülbül Güle, Arı Bala Gelir

Halil Atılgan-2Dr. Halil Atılgan

Türkülerimiz ekmek gibi, su gibidir. Deniz olur dalgalanır, nehir olur şahlanır. Bazen karlı dağ olur geçit vermez. Kır çiçekleri gibi, yaban gülü gibi arı, duru ve yalınkattır. Zalim felek, gurbet, ayrılık, gönül onunla dile gelir. Düşündürür, güldürür, ağlatır, oynatır. Sevindirir. O, gönlün aziz dostu, duygu ve düşüncenin aynasıdır.

Bizi söyler, bizi çalar, bizi anlatır. Hepsi ayrı renkte ve biçimdedirler. Halkımızın yaşama mücadelesinin dile ve tele yansımasını sağlayan bir aynadır. Onun içindir ki; Anadolu insanı düğününü, kara gününü, kınasını, yakınmasını, mizahını, taşlamasını, kahramanlığını, aşkını, gurbetini, hatta sevgilisine sitemini dahi turnanın kanadında dile getirmeye çalışmış. Onlar bize, biz onlara sevdalanmışız. Geçit vermez dağları onlarla aşmış, ulaşamadığımız yerlere onlarla haber salmışız. Türkülerimiz arı misali her çiçekten bal almış, çiçekten çiçeğe konmuş, sevda bahçemizin gülleri olarak geçmişten günümüze varlığını korumuş. Onun için türküler yakılmış toprak üstüne, aşk üstüne, sevda üstüne. Her konu onlarla dile gelmiş. Keremin Aslı’sı, Karacaoğlan’ın yavuklusu onların sayesinde dal budak salmış. O kadar geniş bir alana yayılmış ki: Âşığın sevdası, Yörük kızının gaydası, Erciyes’in yaylası, bülbülün kanadının sarısı bile onlarla dile gelmiş. Devamını oku →

Deste Deste Dertli Çilekeş: ÂŞIK FERRAHİ

Dr. Halil Atılgan

Ferrahi bir uğrak verdik dünyaya

Bazı atlı gezdik, bazı da yaya

Elveda etmeye helâlleşmeye

Sabah sabah hoş geldiniz haneme”

 

Mızrabını sazının tellerinde hoyratça gezindiren adam her nağmede ömründen bir zaman dilimini cömertçe önümüze seriyordu ve diyordu ki:

 

Devamını oku →