Category: Necdet Özkaya

İnişli Çıkışlı Yollar

defterdekalanlarNecdet Özkaya

17 Nisan 2010 – Ankara

Ankara’dan dün saat 18.30 civarında yazlık evimizin bulunduğu Kardelen sitesine geldik. Burası Dörtyol’un sahil sitelerinden biri.

Cuma namazını Yeni Zengen köyünde kıldık. Köyün cemaati dışında bizim gibi birçok yolcuda vardı.

Öğle yemeğini gecikerek de olsa tünel lokantasında yedik.

Adana’ya girişmiş Çiğdem’in evine yaklaşmıştık. Çiğdem’in evde olduğunu öğrenince ona gittik. Arkadaşları ile toplanmış, Kuran-ı Kerim okuyorlardı. Müzeyyen de oradaydı. Fahriye teyzenin kızlarını da orada görmüş olduk. Güzel bir karşılaşma.

Devamını oku →

Zafer Yolu

Necdet Özkaya

Alpaslandan Atatürk'eMalazgirt ovasından, Dumlupınar’a uzanan bir tarih ve coğrafya. Zafer yolu demek gerekiyor bu yola.

26 Ağustos 1071 (Malazgirt) 26 Ağustos 1922 Kocatepe. Dumlupınar. İzmir’e 9 Eylüle kadar şanlı şerefli bir yürüyüş. Hedef Akdeniz’dir. Ölümüne bir uğraş. Kaçan düşman, kovalayan Türk ordusu. Tek tek esaretten kurtarılan köyler, kasabalar ve şehirler. Denize varılacak, İzmir kurtarılacak. Devamını oku →

Anlamak Anlatmak

Necdet Özkaya

necdetozkayaİnsanoğlunun en müşkül işlerinden biri de anlamak ve anlatmaktır. Biliyorum bu cümleyi okuyanların büyük bir kısmı “ilahi Necdet Hoca mübalağa edilir de böylesi olmaz” diyecekler. Demeye diyecekler de, şöyle bir düşüne dursunlar!

Hayatları boyunca eşten dosttan ne kadar çok “yanlış anladınız veya ben yanlış anlattım.” Katiyen niyetim sizi üzmek veya kızdırmak değildi. Lütfen özrümü kabul ediniz. Dostluğumuza, arkadaşlığımıza zarar gelmesin.

Anlamak için doğru okumak veya dinlemek gerekir. Onun içindir ki öğretmenler derslerde öğrencilere sık sık sorarlar: anladınız mı? Anlayamayan doğru da anlatamaz. Sınavlarda başarısız öğrencilerin birçok hatası olur, bunların başında soruları doğru anlayamamak vardır.

Dil ve anlatım (Türkçe-edebiyat) derslerinde öğretmenlerin öğrencilerin doğru anlamalarını, doğru anlatmaları için büyük çaba gösterirler. Başarı derecelerini ancak sınav sonuçlarında öğrenebilirler.

Devamını oku →

Türk Milletinin Ebedî Gündemi

necdetozkayaNecdet Özkaya

Her milletin kendisine mahsus millî ülküleri ve emelleri vardır. Milletlerin yaşayışları, düşünüş ve inanışları millî ülkülerin oluşmasında çok yakından alakalıdır. Tarihî, coğrafî, ekonomik, sosyal, kültürel şartlar ve ortamlar millî ülkü ve emellerin ortaya çıkmasını sağlayan en önemli unsurlardır.

Milletimiz yeni ve eski milletler arasında iddiası ve ülküsü olan ender milletlerden biridir. Oğuz Kağan’dan Atatürk’e kadar olan 25 asırlık tarihimizde hep cihan çapında devlet olma ülküsünü taşımış ve bunu zaman zaman uzun ömürlü devletler kurarak gerçekleştirmiştir.

Kapalı havzalarda, denizlerden uzak yaşayan milletlerin dünya çapında devlet kurması mümkün değildir. Keza deniz devletlerinin büyük kara parçalarına sahip olmadan dünya ölçeğinde büyük devlet olarak sahneye çıkması tarih boyunca görülmemiştir. Devamını oku →

“Fani Dünya Hoştur, Amma Akıbet Mevt Olmasa”

                                                                                                              defterdekalanlarNecdet Özkaya

14 Eylül 2006-Dörtyol 

Yahya Kemal, “Yazlar geçmese, günler kısalmasa” demiş. Durup dururken aklına gelen mısralar değildir. Sonbahar duyguları şaire ilham vermiştir.

Benim yaşımdakiler bugünlerde iki sonbaharı beraber yaşıyorlar. Birisi mevsimle alakalı, diğeri ömürle ilgilidir. Ömrü Allah bilir ama insanda kendini bilir.

Yahya Kemal, “Ölmek kaderde var, lâkin vatandan ayrılışın ıstırabı zor” demişti. Rahmetli dedemin sık sık;

necdetozkaya“Fani dünya hoştur, amma akıbet mevt olmasa” dediğini rahmetli anacığım anlatırdı.

Dörtyol’da sahiller, sahillerdeki evler sonbaharı yaşıyor. Mevsim bitti. Bağbozumu gibi evlerde birer birer, bazen de grup halinde kapanıyor. Birkaç gün öncesine kadar, sahil yolları sitelerin içlerindeki ve civarlarındaki yollar, şen canlı hareketli ve kalabalıktı. Her yaştan insan sıcağa rağmen hem denizi, hem gezi yollarını dolduruyordu.

Günler kısalırken, güneş de hararetini kaybetti. İnsanlar bahçelerde terlemeden oturabiliyorlar. Denizde sakinleşti. Özellikle sabahları deniz hem durgun, hem berrak ayna gibi. Tahmin edemeyeceğimiz kadar kenarlara kum yığmış. Metrelerce yürüyoruz su dizimizin üstüne zor çıkıyor.

Devamını oku →

Türk, Bu Coğrafyayı Vatan Yapan Asıl Unsurdur

Necdet Özkayadefterdekalanlar

30 Ağustos 2009-Dörtyol

Bugün 30 Ağustos! Zafer Bayramı. Devletin kuruluşunu sağlayan büyük zafer.

“Güçlü ordu! Güçlü Türkiye” sloganı ile büyük kutlama yapıldı.

M.Kemal Atatürk’ün

“Büyük Türk ordusu;

Dünyanın hiçbir yerinde ve ordusunda

Yüreği seninkinden daha temiz ve daha sağlam bir askere rast gelmemiştir” diyor.

necdetozkayaHava az bulutlu. Deniz az dalgalı, sesin kıyıya vuruşları yumuşak, sesi bizim eve kadar geliyor. Denizle aramızda elli metreden az bir mesafe var. Gece yarısından hemen sonra kısa süren gürültülü bir yağmur yağdı. Gürüldeyen gök, çakan şimşekler korku saldıysa da korkulan olmadı.

Hafif bir rüzgâr esiyor. Çiçekler ve ağaçlar onun etkisiyle sağa sola yaylanıyor. Bahçede her türlü çiçek var. Güller, pembeli, beyazlı, kırmızılı açmaya devam ediyor. Gelin duvakları önünde beyazlı, kırmızılı renkleriyle salkım saçak. Sağ omzumun tarafında, ortancalar, şeftali ağacı ve onun yanında bir büyük kök gelin duvağı var. Kıpkırmızı.

Günün en sıcak saati. Sitede sadece tabiatın canlılığı var. Kuş sesleri, rüzgârın hışırtısına karışmış vaziyette.

Ramazanın onuncu günü. Yazlıklardan el ayak henüz tam tamına çekilmemiş. Ama iyice tenhalaşmış, ıssızlaşmış. Devamını oku →

Galip Erdem’in Kızgınlığı

necdetozkaya_anilarNecdet Özkaya

Demirlibahçe’de oturduğumuz yıllardı. Soğuk bir kış günü akşam karanlığı çökmüştü. Evin en sıcak odasında küçük olmasına rağmen oturmayı tercih ediyorduk. Elçin’le Gökçen buldukları köşede oturmuş derslerine çalışırken, anneleriyle ablaları Gülçin akşam yemeğini hazırlamak için mutfaktaydılar. Ben de herhalde kısılmış sesiyle televizyon seyrediyordum. Kapının telaşlı telaşlı çalındığını fark edince, ev halkı birbirinin yüzüne merakla baktıktan sonra biri kapıyı açmak için gitti. Netameli günlerdi o günler. Dar vakitte çalınan kapılar, ileri saatlerde çalan telefonlar, insanları hep korkuturdu. Onun için kapılarda çifte kilitler, zincirler vardı. Açılması bile bir zaman alırdı.

Gözetleme deliğinden bakılır, kapının dışındakinin kim olduğu tespite çalışılırdı. Yüksek sesle “kim o?” diye sorulur, emniyet testleri yapıldıktan sonra kapı açılır, gelenin ismi yüksek sesle tekrar edilirdi ki içeridekiler kimin geldiğini anlasınlar. Devamını oku →

Selçuklu-Osmanlı Tarihi Müslüman Türk Tarihidir

necdet ozkaya anilarNecdet Özkaya

18 Ağustos 2009

 

 

Prof.Dr. Nurullah Aydın’la yapılan bir mülakatı yayınlanmış. Nurullah Aydın’ı yakından tanımıyorum. Kendisini bir iki seminerde dinlemiştim. Karşılıklı hiç konuşmamız olmadı.

Ama sosyal ve siyasi alanlarda ciddi kitapları olduğunu da biliyorum.

 N. Aydın,                                              necdetozkaya

“Kürt açılımı girişimi bir ABD-İngiltere ve İsrail projesidir” diyor.

Daha fazla demokrasi, daha fazla özgürlük sloganına sığınan AKP, Türk milletinin ortak dokusunu parçalıyor. Devlet kurumları arasındaki güvensizliği körüklüyor. ABD’nin yüz yıllık rüyası, İngilizlerin hayali gerçekleşiyor.

Kitlesel zihin çökertme silahına dikkat! Türk devletinin DNA’ları ile oynuyor.

“Çoklu zekâ” adıyla beyin çökertme yöntemleri itibarlı tez konusu olarak üniversiteleri ve MEB içerisinde yerleştirildi. Türk sosyal müfredatımızın aleyhinde kampanya başlat, genel kabul görecek simge, sözcük seç, yıkılacak olan bu imiş gibi imaj yarat. (Seçilen sözcük, ezberci eğitim!) Devamını oku →

“Söz Ola Kese Savaşı, Söz Ola Kestire Başı”

n-o-anilarNecdet Özkaya

Kelimelerle onlarla yapılan cümlelerle konuşuruz. Kelimeler olmasaydı meramımızı anlatmak için ne kadar zorlanırdık. Konuşma engelliler için icat edilen işaret dilimi hatırlarsanız ne demek istediğimi daha iyi anlamış olursunuz. Her dönemin önde gelen güzel veya çirkin kelime ve kavramları vardır. Herkes tarafından rahatça kullanılır, anlamı kullanılan herkes tarafından anlaşılır. Bunlar kavgaya tartışmaya yol açmaz. Bir bakıma masum ve munis kelimelerdir. Ama bazı kelimeler, kavramlar ve terimler, her an patlamaya hazır bombalardır.

Kavramlar yanlış kullanıldığında veya yanlış anlamlar verildiğinde toplumda büyük huzursuzluklara, hatta zaman zaman şiddet hareketlerinin çıkmasına sebep olmuştur. Türkiye spor dahil birçok alanda karşılaştığı sıkıntıların ve gerginliklerin kaynağında suçlu kelime ve kavramlar vardır. Onlar mı, yoksa onları yerinde ve zamanında, doğru olarak kullanmayanlar mı suçludur? O da ayrı bir bahis.

Aynı kelimeleri konuşur, kullanır fakat onlara aynı anlam ve görevleri vermediğimiz için ‘anlaşmak’ veya ‘uzlaşmak’ şöyle dursun, çok kısa zamanda birbirimizle kavgalı duruma düşer, aramızda kırgınlıklar ve küskünlükler hasıl olur.

Devamını oku →

Kaza ve Kader

Necdet Özkayanecdet-ozkaya-2

Yahya Kemal, yalnız büyük bir şair değil, aynı zamanda yaşadığı çağı çok iyi anlayan, çok doğru tahliller yapan ve doğru tespitler yapan büyük bir mütefekkirdir.

Onun hatıralarını, tarih sohbetlerini okuyanlar yaşadığı dönemin siyasi ve sosyal tahlilini sanki o devirleri yaşamış ve görmüş gibi yapabilir.

Yahya Kemal; “Öyle insanlar tanıdım ki, onlara hiçbir dert anlatmak mümkün değildi.” diyor. Tıpkı bugünkü gibi… “Galiba bir devrin insanları aynı devirde yaşamıyorlar. Kimi elli sene, kimi yüz sene evvelde yaşıyor.” diye bir tespitte bulunan şairin görüşlerine bir ufacık cümle eklemek lazım: Kimi insanlar ise yaşadıklarının bile farkına varamadan göç edip gidiyorlar.

Tarihi anlamak, sıradan bir okuryazarlık meselesi olmadığı gibi, sadece zekâ ile de açıklamak mümkün değildir. Tarihi okumak, anlamak, tahlil ve terkipler yapabilmek yüksek bir aydın bilgisi ve bilinci gerektirmektedir.

Devamını oku →