Category: Sadi Somuncuoğlu

Suriye’de Irak modeli

Sadi Somuncuoğlu

Bizimkilerin stratejik ortak dediği ABD, Kandil’deki üç PKK elebaşısı Karayılan, Bayık ve Kalkan’ın başına ödül koydu. Bu haber değişik şekillerde yorumlandı, tartışmalar sürüyor. Bu konuya dönmek üzere Türkiye’nin köşeye nasıl sıkıştırılmak istendiği üzerinde duralım.

Cahit Armağan Dilek, 7 Kasım 2008 günlü yazısında;ABD, Kasım 2007’den itibaren PKK’ya karşı Türkiye ile ikili istihbarat paylaşım mekanizması kurmuştu” tespitini yaptıktan sonra “… bu mekanizmanın Türkiye’nin Irak’a (PKK ile mücadele kastediliyor olmalı S.S.) yönelik faaliyetlerini sınırlandırmak ve kontrol etmek için çok önemli bir role sahip olduğunu, … benzer bir senaryonun Suriye’de de hayata geçirilmekte olduğunu.” vurguluyor.

Devamını oku →

Andımız çok önemlidir çünkü…

Sadi Somuncuoğlu

Öğrenci andı tartışmaları devam ediyor. KRT’nin “3 Gen” programında konu tartışıldı ve çok önemli tespitler yapıldı. 3 Gen, takip edenler bilecektir, ekonomi ağırlıklı ve bilgilendirici, çok önemli bir program. Takip edilmesinde yarar var. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı vesilesiyle andımız üzerinde duruldu. Özetle denildi ki; Türk, kadim bir milletin adıdır. Hepimiz Türk’üz. Türk’üm, Türkiye demek ayıp değildir. Aksine iftihar edilecek bir şeydir. Ermeniler ve diğerleri Türk Milletine teşekkür etmeli. Zira bugünlere kadar yaşamaları bu sayede olmuştur. Türk’ü, Kürd’ü, Laz’ı bilmem nesi diye başlayan konuşmalar yapılıyor. Bunu da en fazla da yöneticilerimiz yapıyor. Andımızın kaldırılması 2013’te çözüm sürecinde gündeme gelmişti. Bunlar bölünmeye yol açar. Başka ülkelerde, meselâ Amerika’da böyle bir şey var mı? Amerikan başkanlarının İtalya’nın, Fransız’ın, Alman’ın… diye konuştuğunu duyan var mı?”  Mümkün değil. Üstelik, orada 72,5 millet var. Kendilerine Amerikan milleti demişler, bu şuuru güçlendirmeye çalışıyorlar…

Devamını oku →

Kıbrıs’ta son oyun

Sadi Somuncuoğlu

Oyunun özeti şöyle: EOKA’cı bir Rum’un Kozanköy’e yerleşme girişimi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde gerilimin ve siyasi tartışmaların şiddetlenmesine yol açıtı. Olay, KKTC Taşınmaz Mal Tazmin Komisyonu’nun, EOKA’cı Nikolas Skuridis’in taşınmaz malını iade kararı üzerine gelişti. Rum planının bir parçası olarak görülen bu girişimin çorap söküğü gibi devam edeceği, KKTC’nin işgaliyle iki halkın tekrar iç içe yaşayacağı 1974 öncesine dönüleceği, böylece 1964-1974’te yaşanan korkunç katliamların başlayabileceği üzerinde durulmaktadır. Sonuçta, 1974 Barış Harekatının akabinde Denktaş ve Makarios görüşmelerinde belirlenen ve günümüze kadar devam eden çözümün temel ilkeleri iki bölgeli ve iki egemen eşitliğe dayalı anlaşma ortadan kalkmış olacaktır. Rum-Yunan ikilisinin amacı da budur. Kıbrıs TMT Mücahitlerinin ve Kıbrıs Türklüğünün görüş ve endişeleri özetle böyledir.

Devamını oku →

Propaganda ne işe yarar?

Sadi Somuncuoğlu

Kısaca hatırlatalım. Propaganda, bir şeyi veya bir düşünceyi tanıtma, benimsetme ve yayma amacıyla yapılan çalışmadır. Ticaretten siyasete kadar hayatın her alanında görülebilir. Burada doğru ve gerçek söz konusu değildir. Özellikle bizim gibi toplumlarda, doğruyu tanıtma amacı önemini kaybetmiş; “kabul ettirmek” esas sayılmıştır. Bunun örnekleri çoktur.

Geçenlerde haberleri dinliyordum, iktidarın faziletlerinden bahsediliyordu; biri “65 yaşını geçenlere maaş bağladık” demez mi? Şaşırdım; “Benim de imzam var. Bu maaş 1977’deki hükümet tarafından bağlandı deyiverdim.” Aradan çok zaman geçtiği için, bu yanılmayı masum görebiliriz. Ayrıca, “Bizden önce hiçbir şey yapılmamış. Ne varsa biz yaptık” propagandası asılsız bilgiler zihinlere öylesine kazındı ki, etkisinden herhalde Erdoğan bile kurtulamadı. Devamını oku →

NATO ve ittifaklar

Sadi Somuncuoğlu

İfrat ve tefrit” davranışlarımızı belirleyen kavram. Buna aşırı gitme, aşırı geri kalma da diyebiliriz. Özellikle aydınlarımıza ve siyasetçilerimize yakışan bir söylem. Gençlik yıllarında dış ittifaklara ve kuruluşlara böyle bakar, rahatlardık. Zamanla gördük ki, “kazın ayağı öyle değilmiş.” Meğer her mesele gibi dış meseleler de, çok boyutluymuş.

Dünyamızda insanlık, milletler ve devletler, kendi başına ve sadece kendi kurallarıyla yaşayamıyor. Bunun için dünyamızı yaşanabilir kılmak için devletler, çeşitli kurumlar ve ittifaklar tesis etmektedirler. Bunların başında Birleşmiş Milletler (BM) geliyor. Dünya düzeninin kurallarını koyan BM Sözleşmesi/Anayasası, devletli milletler tarafından meydana getirilmiş ve geliştirilmektedir. Bunu Avrupa Konseyi (AK), AİHS, NATO, AB, DTÖ gibi teşkilatlar takip etti. Bu düzenlemelere rağmen dünyamızı savaştan, terörden, insanlığa karşı işlenen suçlardan korumak; istenen ölçülerde barışa, güvenliğe, istikrara, hukuka ve demokrasiyi kavuşturmak mümkün olmadı. Devamını oku →

Tebrizli bir Türk’ün hikâyesi

Sadi Somuncuoğlu

Can sıkıcı bir olaydan, İran Türk’ü  Rahim Cavatbeyli’den bahsedeceğiz. İran’da Türklere yapılan baskılara karşı çıktığı için zor durumda kalınca Azerbaycan’a gitmek zorunda kalıyor. Burada dört yıllık “Uluslararası Hukuk Fakültesi”ni bitiriyor. Sonra, Birleşmiş Milletler’in tanıdığı “mülteci” sıfatıyla Türkiye’ye gelerek Göç İdaresi’nden aldığı ikamet izinleriyle, 3-4 yıldır Ankara’da yaşıyor.

Türk vatandaşlığı için yaptığı müracaatı takip etmek üzere 2 Ağustos 2018 Perşembe günü Göç İdaresi Ankara İl Müdürlüğü’ne gittiğinde aniden gözaltına alındığı duyuldu. Oradan, Çankaya İlçesi Karakolu’na götürüldü. Haber duyulunca, yakın arkadaşları karakola gitti, görevliler ve Cavatbeyli ile görüşüp meselenin aslını öğrenmeye çalıştı. Ama kimse bir şey bilmiyordu. Beni de iki defa arayan Rahim Cavatbeyli’ye “bu durumu nasıl izah ediyorsun” dediğimde, şaşıp kaldığını, hiçbir şey bilmediğini söyleyerek bazı ihtimallerden bahsetti. Devamını oku →

Trump’lı ABD’yi tanımak

Sadi Somuncuoğlu

ABD siyasetinin “kovboy” mantığına dayandığı açık. Özü; “güçlüysem haklıyım, o halde istediğimi yaparım”dan ibaret. Yani, adaletin “a”sı, merhametim “m”si, insanlığın “i”si masal… Avrupa’dan gelen göçmenlerin yerlileri yok edip Amerika’ya el koymaları, özellikle Kızılderililerin hikâyesi böyle değil mi?

Sonunda işlem tamamlanıp Kızılderililer müzelik hale getirilince, romanlar yazıp, filmler çevirip, “eskiler kötü işler yapmış, ama biz öyle değiliz. Bakın olanları teşhir ederek günah çıkarıyoruz” derken bile, zeytinyağı gibi üste çıkıp “güçlü ve haklı” olduklarının mesajını veriyorlar.

Onlara göre, silahlı göçmenler “medeniyeti”, tabiatla barışık, insanlık değerlerine bağlı, sözü senet sayılan Kızılderililer “ilkelliği” temsil ediyor. İşte Amerika’ya götürülen “medeniyet” bu!

Devamını oku →

Ses getirecek eserler

Sadi Somuncuoğlu

Ahmet Bican Ercilasun’un, “ATSIZ, Türkçülüğün Mistik Önderi” ile İskender Öksüz’ün “Bilim, Din ve Türkçülük” eserinin aynı gün piyasaya çıkması, önemli bir müjde oldu. ATSIZ’ı yazmak Bican Hoca’ya yakışırdı. “Bilim, Din ve Türkçülük” de, İskender Hoca için biçilmiş kaftandı.

ATSIZ’ı, Bican’ın yazması, heyecan verici ve çok anlamlı. Şüphe yok ki, Atsız, yarım asırlık Türk fikir tarihinde müstesna bir yere sahip. Yüksek medeni cesareti ve Türklüğe yapılan haksızlıklar karşısında susmayan kalemiyle, tartışmaların hep merkezinde oldu. Yazdıkları, yaptıkları, yaşadıkları ve ülküsüyle tarihimizin en çok tartışılan ve en yanlış anlaşılan adamıydı. Bu bakımdan, ATSIZ’ı, hem de “Türkçülüğün Mistik Önderi”  kapsamında yazmak zordu. Kim yazsa, ikna edici ve yeterli görülmezdi. Ama gençliğinden itibaren Atsız çizgisini takip eden, O’nu çok yakından tanıyan ve bundan da önemlisi bilim namusuna sahip birinin yazması gerekirdi; öyle de oldu. Uzmanlık alanının Türk Dili, Edebiyatı ve Tarihi (Türklük Bilimi) olması da, kayda değer bir husustur.

Devamını oku →

AB güncellemesi!

Sadi Somuncuoğlu

Gümrük Birliği (GB), tarafların birbirlerine gümrükleri ve her türlü kısıtlamaları kaldırdığı, üçüncü ülkelere karşı ortak tarife uyguladığı serbest ticaret anlaşmasıdır. Türkiye, Ocak 1996’da GB’ye dâhil oldu. Ancak, AB üyesi olmadan GB’ye girdiği için karar alma süreçlerinde yer verilmedi, böylece egemenliğini AB’ye devreden ilk ülke oldu.

Bilindiği gibi ülkeler AB’ye üye olduktan belli bir süre sonra GB’ye girmektedirler. Çünkü, dış ticaret rejimi kökten değişen ülke ekonomilerinin ciddi zararlara uğrayacağı belliydi. Bu matematik bir gerçekti. GB’ye giren her AB üyesi ülkeye, Birlik bütçesinden yeterli kaynak aktarılması bir kuraldı. Ama, sadece Türkiye hariç. Türkiye, üyelik ne gezer, daha aday bile değilken 1996’da [1999 Aralık ayında adaylık statüsü verilecektir] GB’ye dâhil edildi. Bu sebeple ülkemiz 2001 krizine sürüklendi. Dış ticarette, altından kalkılamayacak açığın temelinde GB vardı. AB’den hiçbir mali destek alamadık. Hatta, GB’den dolayı almamız gereken 2.6 milyar dolar, Yunan vetosu bahane edilerek ödenmedi; yıllar sonra da hukuki temelini kaybetti denilerek silindi. Devamını oku →

Bizde ‘iç çatışma’ çıkar mı?

Sadi Somuncuoğlu

Bunu bekleyen, hem de beklemekten sabrı taşan çok. Üstelik içeriden dışarıdan… Hemen söyleyelim ki, daha çok beklerler; zira bu mümkün değil. Son on sene bunun delili değil mi?

İç çatışma meselesini biraz açmak için kısa bir tarih turu yapalım: 1. Dünya Savaşı’nda yenildik, doğru. Osmanlı hükümetinin de kabul ettiği Sevr AntlaşmasıIna göre “Dil”, “Din” ve Irk” azınlıklarına bölünecektik. Savaşta, öncesinde ve sonrasında korkunç katliamlar yapan, ordularımıza karşı düşman saflarında savaşan isyancı Ermeniler de cabasıydı. Her şey bitti deniliyordu. Ancak Türk Milleti, dağılmadı, birbirine düşmedi; Mustafa Kemal Paşa‘nın önderliğinde, canını dişine taktı Millî Mücadele yaptı; kazandı. Türkiye Cumhuriyeti kuruldu.

Devamını oku →