Category: Sadi Somuncuoğlu

Garantörlük tamam da kimin için?

Sadi Somuncuoğlu

Sovyetlerin dağılmasıyla dünya dengeleri bozuldu. Emperyal güçler stratejik alanlarda belirdi, bölgemiz vurguna uğradı. Otoriteler yıkıldı, ülkeler bölündü; milyonlar vahşetin kurbanı oldu. Bütün bu insanlık faciaları dünyanın gözleri önünde yaşandı ve yaşanmakta. İşte size “medeni” dünyanın fotoğrafı; insanlığın gerçeği.

Evet, bu gerçekle birlikte, kısa ve orta vadede bölgemizin ve ülkemizin güvenliği ve istikrarı için düşünecek ve yazacağız.

Kısa vadede Irak: IKBY, “Bağımsızlık” referandumu sonrasında, işgal ettiği Türkmen bölgelerinden çekildi. Ülkede bir ölçüde normalleşme oldu. 12 Mayıs 2018’de yapılacak seçimlerin: “Mezhepler üstü millî egemenlik” sloganı ve “Zafer Koalisyonu” kurucusu Şii Başbakan İbadi ile İran yanlısı Şii “Haşdi Şabi”nin desteklediği “El Fetih Koalisyonu” kurucusu “Bedir Örgütü” lideri Hadi El Amiri, arasında geçeceği tahmin ediliyor. Türkiye’nin etkisindeki Türkmenlerin durumu ise net değil. Seçimleri Hadi El Amiri kazanırsa, Irak üzerindeki İran etkisi çok artacak.

Devamını oku →

Afrin’den egemenliklere bakış

Sadi Somuncuoğlu

Cehennemin taşları, I. Dünya Savaşı sonunda, Sevr’de döşenmişti. Zebaniler, zamanı gelmiş olmalı ki, 1990 Birinci Körfez savaşıyla, yola devam dediler. Onlar devam dediler de, kanlı olayların bugünlere geleceğini düşünen pek olmadı. Üstelik niyetler ve hesaplar bilindiği halde. Malum; olaylar, Amerikan-İngiliz ikilisinin askerî işgal ve katliamlarıyla birdenbire alevlendi. “Arap Baharı” ile kuzeyden Afrika’yı dolaşarak Suriye’de düğümlenerek, emperyal güçlerin nüfuz hakimiyeti mücadelesine dönüştü. Başlangıçta işgalcilerin yanında veya karşısında yer alan bölge güçleri, gecikerek de olsa, aralarında yakınlaşma sağladı; direniş başladı. Buna rağmen, aralarındaki görüş ayrılıkları ve güven zafiyeti giderilemediği için istenen sonuca ulaşılamadı. Karşılaşılan felaketin boyutları tam kavranamadığı, hayalperest ve gündelik çıkar hesaplarından vazgeçilmediği sürece de durumun değişmeyeceği görülmektedir.

Devamını oku →

Kuruluşlardan Türk adı çıkarılamaz

Sadi Somuncuoğlu

Türk Tabipleri Birliği’nin “Savaşa hayır” bildirisi, bakın neleri açığa çıkardı? TTB yönetimini yakından tanıyoruz. Bunlar; vatanımızı bölmek için her türlü cinayeti işleyen; şehirleri yakıp yıkan, masum insanları katleden teröristleri kınamazlar. Mecbur kalırlarsa da, bunu kerhen yaparlar. Emperyalistlerin maşası teröristlerin saldırılarına değil, güvenlik güçlerimizin meşru savunma hakkına, şu veya bu bahane ile karşı çıkarlar. Şimdi olduğu gibi… Kendilerinden olmayanların, katliam ve etnik temizlikle yurduna yuvasına el koyan, PKK/PYD/YPG’nin vahşetini görmezler.

Neymiş, efendim; savaş insan sağlığına zararlıymış.” Bunu bilmek için tabip olmaya gerek var mı? Tam da, askerlerimizin cephede can verdiği bir sırada, acaba bu fetva neyin nesi? Bu psikolojik saldırı, askerimize mi, yoksa teröristlere mi yarar? Belli değil mi? Ayrıca, savaş tıbbî değil, öncelikle siyasi bir olaydır. Büyük Atatürk‘ün dediği gibi “Harp zorunlu ve hayati olmadıkça, millet hayatı tehlikeye düşmedikçe bir cinayettir. Geç de olsa Türkiye, bu hayati tehlikeye karşı harekete geçti.

Devamını oku →

Zeytin Dalı ve Çok Ortaklı Suriye!

Sadi Somuncuoğlu

Türkiye’nin Zeytin Dalı Operasyonu, 14’üncü gününde, hız kesmeden devam ediyor. Bu arada, Suriye Rejim güçlerinin, Kasım 2017’de isyancı örgütlere karşı başlattığı harekâtın, Rusların da desteğiyle, dün Afrin’e dayandığı açıklandı. Böylece, hem İdlib’teki El Nusra ve Ahrar’uş Şam’ı gibi örgütler kontrol altına alınmış; hem de PKK/PYD/YPG’nin Membiç’le irtibatı ve ikmal yolları kesilmiş oldu. Afrin’i işgal eden PKK/PYD/YPG; batı, kuzey ve doğudan Türkiye; güneyden Suriye tarafından kuşatılmıştır. Sayıları 8-10 bin veya 15-20 bin olarak gösterilen PKK/PYD/YPG teröristleri, köşeye kıstırılmıştır.

Suriye de Afrin’e dayandı; birlikte hareket edilirse, hem zayiat az olacak, hem de kısa zamanda PKK/PYD/YPG yok edilecektir. Ayrıca, Türkiye’nin sınır ve ülke güvenliğine dayanan meşru gerekçesi, tartışılmayacak; Fransa’nın başını çektiği fitnenin ocağı söndürtülecektir. Bunu ciddiye almak zorundayız. Afrin’den sonra sırada Membiç ve Rakka var. Daha sonra Fırat’ın doğusuna gitmeye mecburuz. Aksi halde, Afrin, hatta Memciç’le kuşatılmaktan kurtulamayız. Mesele bütün bölge devletlerine [Suriye, İran, Irak ve Rusya] aittir; birlikte hareket edildiğinde, ülkeleri kanser gibi saran illet defedilmiş olacaktır. İtiraf edelim ki, bunun dışında tek başımıza, hele statüsü tartışmalı, üzerimizde yük gibi duran, ne idüğü belirsiz, ÖSO gibi örgütlerle hiçbir başarıya gidilemez. Allah korusun, ava giderken avlanmak da vardır. Başımız, daha büyük belaya girebilir.

Devamını oku →

“Afrin hassasiyeti” ve “Orta Fırat tehdidi”

Sadi Somuncuoğlu

Afrin “Zeytin Dalı” harekâtının 7’inci günündeyiz. Türk askeri, engelleri bir bir aşarak, bölücü terörün kökünü kazıyor. Cepheden gelen haberler, Türk Milletine sevinç ve gurur; düşmana korku ve endişe veriyor. Elin oğlu, tarihe bakarak boşuna, “Türk’ün kahramanlık ruhu, savaş meydanlarında ortaya çıkar” dememiş. Afrin bir başlangıçtır; devamı da sırada… Zira, karşımızda, sadece sömürgecilerin taşeronu, bütün bölgenin haini; masum insanları hayasızca katleden terör örgütleri yok; aynı zamanda kendini dünyanın patronu zannedenler ve ortakları da var. Asırlardır insanlığın kanını ve kaynaklarını emmeyi, medeniyete ve insanlığa [Beyaz insana] hizmetin gereği sayanlarla işimiz var.

Bunun için Afrin “Zeytin Dalı” harekatı bir savaştır. Hem de bütün bölge devletlerini, ilgilendiren hayati derece önemli bir savaş. Bölgenden sorumlu unsurların, aralarındaki ihtilafları, boş hayalleri ve küçük hesapları erteleyerek, birlik içinde hareket etmeleri şarttır.

Devamını oku →

Suriye kördüğümü ve acilen çare

Sadi Somuncuoğlu

Suriye meselesi gerçekten kördüğüm oldu. İşin içinde o kadar çok unsur var ki, o kadar farklı emeller çarpışıyor ki, nasıl bir çözüm bulunacaktır; tahmini bile çok zor. Daha meselenin adı bile konulamadı. Bölgemizde büyük güçler hesaplaşıyor; nüfuz için emperyalistlerin savaşı var. Ama gerçekte savaşanlar bölgenin unsurlarıdır; her biri kendine göre saf tutmuş… Kimileri; vatan, millet, egemenlik ve ideoloji uğruna; kimileri bölgenin haini olarak iş birlikçilik gayretiyle savaşıyor. Mahvolan ise, bölgenin her şeyi…

Başa dönersek, meselenin 1. Körfez Savaşıyla başladığını söyleyebiliriz. ABD ve koalisyon, Irak güçlerini Kuveyt’ten çıkarmış, görevini tamamlamıştı. Özal, Amerika’dan Saddam’ın devrilmesini istiyordu. Bu olmayınca, Irak’a kuzeyden girilmesini düşünmeye başladı. ABD Dışişleri Bakanı James Baker, Başbakan Yıldırım Akbulut’u ziyaretinde; “Sizin cephe açmanızı istemedik. Biz, isteseydik Bağdat’a gider Saddam’ı indirebilirdik. Bunu yapmadık.  Çünkü hiçbir hazırlığımız olmadığı için İran’ın önü açılır, bölge keşmekeşe (kaosa) sürüklenirdi” diyor. Sonuçta Özal, Kürt liderleri ile Mart 1991’de diyaloga geçmişti. Saddam’a karşı Barzani-Talabani aşiretlerini kapsayan güvenlikli bir bölge oluşturulmak için Çekiç Güç kurulması konusunda ABD ile anlaşmıştı.  2003’te Irak’ın işgali üzerine kurulan IKBY’nin alt yapısı tamamlanmıştı.

Devamını oku →

100 yılın projesinden, “Beka”ya

Sadi Somuncuoğlu

“Tam bağımsızlık” döneminde kıyamet kopuyor! AB, Almanya, Hollanda gibi bir çok ülkeyle yaman bir kavgaya girdik. Bu arada ABD de ihmal edilmedi, aynı tansiyonda verdik veriştirdik. Tam bağımsızlık yanlıları ne kadar tatmin oldu, sonuçta ne elde edildi bilmiyoruz. Ama, dönüş yolunu bulduk; Mevlüt Çavuşoğlu; “Türkiye ve Almanya arasında sorun olması için bir neden yoktur… Siz bize bir adım atarsanız, biz iki adım atarız.” dedi. Demek ki, bu kavganın aslı faslı da yokmuş.

Doğru olabilir de, AB, ABD ve Almanya gibi ülkelerle hayati derecede önemli meselelerimiz var. 58 yıldır kapıda bekletilen tek bir ülke var, o da biziz. Haydi “umut fakirin ekmeğidir” diyerek bekleyelim de, geriye yıkımdan, dağılmaktan başka ne kaldı ki? Bizi kuşatanlar Haçlılar değil mi? Hafızamızı da mı kaybettik? Bu gerçeği Türk dostu Fransız romancı Claude Farrere, bakın nasıl tespit ediyor: “Büyük Türklerin önünde titremiş olan Avrupa, 18. yüzyıldan itibaren intikamını almaya başladı ve Türkleri her fırsatta küçük düşürmekten geri durmadı. Küçük düşürmek, sivri bir bıçaktır ki, milletlerin içine kadar işler.”

Devamını oku →

Kudüs ve Lozan üzerine

Sadi Somuncuğlu

Trump, uyarılara kulak asmadı; Büyükelçiliğin Kudüs’e taşınacağını ilân ederek, ateşle oynadı. Barış süreci baltalandı; ABD’nin arabuluculuk görevi sona erdirildi. Kendini dünyanın lideri sayan süper gücün; Filistin’de yaşananları; hukuku ve insanlığı hiçe sayarak misyonunu nasıl kaybetmekte olduğu, ibretle görüldü. İsrail, Trump’ı kışkırtmayı başarmış olabilir. Doymak bilmeyen işgalciliği ve uyguladığı vahşetle, sadece Müslüman dünyasında değil, bütün insanlığın vicdanında mahkûmiyetini perçinlemeyi sürdürdüğü, bir defa daha ortaya çıktı. Bütün bunlara aldırmayabilir; kâr sayabilirler, ama unutulmamalı ki, zulmün sonu yoktur; insanlık tarihi, bunun şahididir.

Bu acı olaylar; İslâm, Hristiyanlık ve Museviliğin mukaddeslerinin bulunduğu mekânda yaşanmaktadır. Kendilerinin dışında hiçbir dinin mukaddesine saygı göstermeyenlerin elindeki bir Kudüs’ün akıbetini düşünmek bile istemeyiz. Devamını oku →

Irak ve Suriye denklemi

sadi_somuncuogluSadi Somuncuoğlu

Sömürgeciler Orta Doğu’yu mahşer yerine çevirdi. Sandılar ki, I. Dünya Savaşı sonrasında olduğu gibi istediklerini kolayca yapabilecekler; çıkarlarına göre milletleri ve devletleri parçalayıp, sınırları yeniden çizebilirler. Güç sarhoşluğu ve pervasızca; önce kuracakları 22 devletin haritasını çizip bütün dünyaya ilân ettiler. Sonra utanmadan; aldatıp eğiterek silahlandırdıkları terör örgütlerinden ortak peydahlayıp el ele vererek dökmedik kan, yapmadık katliam, yıkım ve vahşet bırakmadılar. Ama, evdeki hesap çarşıya uymadı… Tam bir çıkmaza sürüklendiler.

16 yılın manzarası şöyle: ABD’nin, Afganistan’dan nasıl çıkacağı bilinmiyor. Libya ikiye bölünmüş, iç çatışmalar sürüyor; Irak da böyleydi, ama Bağdat toparlanarak, İran ve Türkiye ile birlikte haddini aşan IKBY’yi hizaya getirip ülke üzerindeki hakimiyetini kurmak üzere; Suriye’nin durumu ise biraz karışık. Ancak gelişmeler olumlu görünüyor. Şam; Rusya, İran ve bir ölçüde Türkiye’nin desteğiyle, IŞİD’i temizlemiş; İdlib‘e toplanan terör örgütleri ile ABD ortağı PKK/PYD/YPG’nin işgali altında olan topraklar ve terör koridoru sorunu nasıl çözülecek; beklemede.

Devamını oku →

“Bölge ittifakı” ve normalleşme

sadi_somuncuogluSadi Somuncuoğlu

Her şey BOP çerçevesinde 1991’de başladı. 2003’te Irak’ın işgali ile zalim Saddam devrildi; ama en eski medeniyet merkezlerinden Irak mahvoldu; bir buçuk milyon insan hunharca katledilip milyonlarcası yerinden yurdundan oldu. İnsanlığın yüzünü kızartacak vahşet ve tecavüzler yaşandı. Irak üçe bölünecekti; önce Bağdat’ta sözde “federal” rejim ile Erbil’de “Bölgesel Yönetim” kurulup ülke ikiye bölündü; sonra İran’ın önünü kesecek yönetimle uğraşılırken, IŞİD vahşeti Suriye’ye sıçradı; dünyanın teröristleri bölgeye toplandı; iç savaşta 100 binlerce insan öldü, 6-7 milyonu göçebe ve sığınmacı oldu.

Bütün bunlar, İsrail’in ve enerjinin güvenliği ile bölgede nüfus hakimiyeti kurmak uğruna, ABD ve İngiltere ikilisinin öncülüğünde gerçekleşti. Devamını oku →