Atatürk ve Türk kadını…

Cazim Gürbüz

Son 20 yılda Atatürk‘ü yeniden keşfediyoruz her yönüyle… Rozet, fotoğraf, tören, nutuk, karga kovalama, “düşmanları denize döktü” Atatürkçülüğü; yerini, ciddi araştırmalara, okumaya, Kemalist düşünceyi öğrenip ona göre tutum almaya bırakıyor.

Ve işte bu amaçla, yeni yeni kitaplar çıkıyor.

Hani atalarımız “Kötü komşu insanı hacet sahibi eder” demişler ya, bu değişimde, dincilik ve yeni Osmanlıcılıkla birlikte yükselen Atatürk düşmanlığının payı büyük.

İyi oldu ama yeterli değil, daha ilerilere gitmek gerek…

İşte bu ileriye gitme cehdinin bir örneğini sunacağım bugün. Yazar dostum Sedat Şenermen’in “Atatürk ve Türk Kadını” adlı yeni kitabını…

Kitap Nergiz Yayınları’ndan çıktı, 287 sayfa…

İçindekilere gelince; yazarımız Atatürk‘ün karşısında üç önemli sorun bulunduğunu söylüyor ve bunları şöyle sıralıyor: 1-Özgürlük sorunu, 2-Yanlış bir din anlayışı, 3-Kadın sorunu.

Neden kadın sorunu ilk üçe giriyor peki? Çünkü kadının insan olup olmadığı tartışılmış, “saçı uzun aklı kısa” denmiş, “kül döken”, “kaşık düşmanı” gibi yakıştırmalar yapılmış…

Atatürk yazarımızın da önemle vurguladığı gibi bu kafalara en baştan yanıtını verip nerede durduğunu göstermiş ve “Kadın insandır ve aklı başındadır” demiştir.

Ardından şu sözler, saptamalar, yol göstermeler gelmiş Ulu Önder’den:

“Kadın sorununda atak olalım.”

En başta kendisi olmuş atak… Nice ülkeden önce onlara haklar vermiş, bu haklardan en önemlisi de seçme ve seçilme hakkı. Ve Medeni Yasa ile erkekle eşitlik, mirastan eşit pay alma… Erkekle eşit tanıklık… Peçeden, çarşaftan, kafes arkalarından, dört duvardan kurtuluş…

Başka? Şunu da demiş: “Onların düşünme yetilerini, beyinlerini önemli bilimlerle, fenle süsleyelim. Erdemi, bilimi, sağlıklı biçimde açıklayalım. Şeref ve haysiyet sahibi olmalarına birinci derecede önem verelim.”

Ve Atatürk‘ün özdeyişlerinin bana göre en güzeli: “Dünya yüzünde gördüğünüz her şey kadının eseridir.”

“Millî Türk Kadını” yaratma çabaları diye de bir bölüm açmış yazarımız bu bağlamda. Ve Atatürk‘ün bu çabasının bileşenlerini şöyle sıralamış: Millî kimliğe sahip, erkekle her alanda eşit, eğitimli, ülkesi ve ailesi için çalışan, milliyetçi ve medeniyetçi, taklitçilikten uzak, Batı’da tanınan haklara, hatta daha ilerisine sahip ve saygın bir konumda…

Sedat Bey, Atatürk‘ün yaşamı boyunca ilgili ve ilişkili olduğu kadınları da yazmış. Kim onlar? En başta annesi Zübeyde Hanım. Sonra kız kardeşi Makbule Atadan. Evlenip ayrıldığı eşi Latife Uşaklıgil. Onu seven o büyük kadın Fikriye Hanım. Ve diğerleri Madam Corinne söz gelimi, Bulgar Kızı Miti.

Ve manevi evlatları, bunların içinde kızlar pek çok: Sabiha Gökçen, Rukiye Ergin, Afet İnan, Nebile, Sabriye, Ülkü, Zehra Aylin, Sığırtmaç Mustafa, Abdürrahim Tuncak.

Millî Mücadelemizde yer alan kadınlara da yer vermiş Sedat Şenermen.

Ve o çok tartışılan konu? Atatürk‘ün kadın giyimi konusundaki görüşleri. Onları da özetleyelim:

“Onlar yüzlerini dünyaya göstersinler, bunda korkulacak bir şey yoktur.”

“…Yani ne olduğu bilinemeyen, çok kapalı, çok karanlık bir dış görünüş gösteren bir kıyafet ya da Avrupa’nın en serbest balolarında bile dış kıyafeti olarak sunulamayacak kadar açık bir giyim. Bunun her ikisi de şeriatın önerisi, dinin emri dışındadır. Bizim dinimiz kadını o tefritten de, bu ifrattan da uzak tutar.”

Cazim Gürbüz

cazimgurbuz@yahoo.com

Kaynakça:

http://www.yenicaggazetesi.com.tr/ataturk-ve-turk-kadini-49259yy.htm

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.